Avrupa’da yaşayan göçmen emekçilerin sesi yasanacakdunya.net » Çin’de yaşanan vahşet
Posted: Temmuz 8th, 2009, by

Çin’de yaşanan vahşet

Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk bölgesinin merkezi Ürümçi’de Uygurlar ile Hanlar (Çin egemen ulusu) arasında yaşanan çatışma ve gerçekleştirilen devlet müdehalesi sonucu 156 kişinin öldüğü, bin 80 kişinin yaralandığı, 260′dan fazla araç ve 209 dükkan ile iki binanın tahrip edildiği, bin 434 kişinin tutuklandığı söyleniyor.

Bir netlik taşımamakla birlikte olayların 26 Haziran’da bir oyunçakçı fabrikasında çıkan kavgada 2 Uygur’un öldürülmesi sonucu başladığı belirtiliyor. Çin kaynaklı bu resmi bilgiler arasında çatışmalar sırasında ölenlerin çoğunun Han olduğu da var. Başka kaynaklar ise fabrikada bir katliam yaşandığı ve 60 Uygur’un öldürüldüğünü iddia ediyor.

Resmi kaynakların dışında internet üzerinden BBC gibi “marka” burjuva medyalara aktığı söylenen iletilerden birinde, “Linuxleio” rumuzlu Han milliyetinden birisi; “Barış protestosu” diye nitelendirdikleri şeyin arkasında “yılların nefret ve kını”nin olduğunu grubun, karşılarına çıkan insanlara ve araçlara saldırdığı belirtmiş. Polisin gelmesinin ardından geri çekilen grubun arasında en az 20 kişinin yerde kanlar içinde yattığını ifade etmiş ve hayatı boyunca böyle bir “şiddete” tanık olmadığını aktarmış.

Yine aynı kaynağa, Kanada’da yaşayan Ankar Kasım isimli bir Uygur’un verdiği bilgilerde; Urumçi’de yaşayan kuzeniyle görüştüğünü ve Çin’in gerçekleri örtbas etmek istediğini öne sürmüş.

Çinlilerin “acımasızca” olayları bastırmak için “şiddet” kullandığını ifade eden Kasım, yaşanan olayların, Tiananmen olaylarından sonra “en kanlı ordu müdahalesi” olduğunu söylemiş.

Polisin ve askerin “makineli silahlarla ve tanklarla” “barış protestocularına” saldırdığını ve her şeyin ortada olduğunu, yüzlerce ölünün bulunduğunu belirtmiş.

Ayrıca bu şahıs, Uygurların yardıma ihtiyacı olduğunu, uluslararası kamuoyunun Çin’e müdahale etmesini ve masum Uygurları, Çin’in uyguladığı “ayrımcılık ve asimilasyon politikası”ndan kurtarmalarını beklediklerini ifade etmiş.

Kuşkusuz bunlar ihtiyatlı yaklaşılmasi gereken bilgiler. Bu bilgilerin belki ancak satır aralarından bir şeyler okunabilir.

Burada olayların nasıl başladığı ve ölenlerin kim olduğundan çok bu öfke patlamasının, halkların bir birini boğazlamasının nedenlerine bakmak gerekir. Halklar arasında bir kardeşlik bilinci gelişmediği için, ucuz emek sömürüsü cenneti Çin’de kölelik koşullarında çalıştırılan insanların bir birleriyle rekabete sokulmasıyla ve tarihsel husumetlerle de birleşik, beslenip büyüyen karşılıklı bir kin ve nefret var. Bu halklar arasında gerici bir iç çatışmanın barut fıçısını oluşturuyor.

Bu zaman zaman emperyalist egemenlik çatışmasının aktörleri (burada ABD-Çin) arasında, bir birinin etki alanını zayiflatmaya dönük girişimlerle de birleşik tetiklenebiliyor. Olayların provake edilmesinde, süpermarketler zinciri sahibi Uygur Amerikan Derneği Başkanı Rabia Kader’in etkili olduğu bu bağlamda dile gelen iddialar arasında. Bu yönüyle yaşanan sorun birçok şeyin bir biriyle iç içe geçtiği karmaşık bir boyut taşıyor.

Ucuz emek sömürüsü

“Bir anonim şirket olan bu fabrikanın 15 atölyesinde 250 işçi çalışıyor. Haftada aşağı yukarı 50-54 saat çalışıyorlar. Aylık ücretleri, aşağı yukarı 1000 Yuan (100 Euro) ve belirli bir bölümü çalışma temposu, kalitesi, ürettikleri mallara göre belirleniyor.

Bahar bayramındaki yasal 27 günlük izin, mesai saati ile değiştiriliyor. İşçilerin birçoğu göçmen yada çiftçi. Bunlar Pekin’in içinden değil, kırsal bölgelerden geliyorlar. Çin’de yılda milyonlarca insanı kırsal alandan şehirlere iş aramak için sürükleyen geniş bir iç göç dalgası var. Bunlar şehirlerde Almanya’daki iltica başvurusu kabul edilmemiş, fakat kalmasına müsaade edilen mülteciler statüsüne benzeyen, Çin’deki özel yerleşme hakkı (Hukou) çerçevesinde yaşıyorlar. Çin’de yasal olarak sadece doğum yerinde ikamet edebilirsin. Doğum yerini izinsiz değiştirdiğin takdirde, gittiğin her yerde illegal olarak kalıyorsun. Çocuklarını okula gönderemiyorsun, Komün Halk kongresinde seçim hakkın olmuyor ve sosyal sigortalı da olmuyorsun. Gezgin/göçmen işçi olarak işverene yüksek derecede bağımlı olduğun, sosyal haklarından yararlanamadığın gibi ücret almak bile patronun vicdanına kalıyor. İnsanlar illegal olarak -vatandaşlığa rağmen- hiçbir hakka sahip değil.” (Denis Tacku, Çin realitesi Ufuk Çizgisi – Sayı: 57)

Dediğimiz gibi sorunun boyutu bir biriyle iç içe geçen karmaşık birçok faktörden kaynaklanıyor. En temel faktör ise vahşi emek sömürüsü ve kölelik koşullarına hapsedilmiş, sermayenin ihtiyaçları temelinde, en temel haklardan dahi yoksun koşullarda çalıştırılmak üzere oradan oraya sürülen hazır kıta işçiler!.. Yoksulluk ve özgürlük yoksunluğunun düşkünleştirici etkisiyle bir birini boğazlayan emekçi halk yığınları!..

Buna birde egemen ulus devletinin asimilasyon politikaları ve emperyalistler arası güç ve egemenlik çatışması eklenince insanlık için karşımıza tam bir felaket çıkıyor. Bu vahşetin kaynağı ucuz emek sömürüsüne dayanan neoliberal birikim politikalarıdır, kapitalizmin kendisidir!