Avrupa’da yaşayan göçmen emekçilerin sesi yasanacakdunya.net » Ya militansındır ya da…
Posted: Temmuz 12th, 2009, by

Ya militansındır ya da…

Roma’ya gitiğimiz ilk gün bağlantılarda bulunulan arkadaşlarla görüştük ve kalacak yerleri ayarlamaya çalıştık. Görüştüğümüz kesim genelde üniversitelilerdi. İlk gittiğimiz yerde “Burasının güvenliği yok her an polisler basabilir” diye (ki eylemin ilk günü burası basıldı ve eylemlerin son gününe kadar polis burada kaldı) başka bir yere gönderildik. Burasının daha güvenlikli olduğu söylendi (kurtarılmış yer olarak tanımladıkları bir yer) ve genelde başka ülkeden gelenler burada kaldılar.

Eylemlerin ilk günü alana doğru hareketlendik. Eylem alanı üniversiteye yakındı ve Roma’da genelde üniversitelere polis giremiyormuş, “Eylemde eğer geri çekilme durumumuz olursa üniversiteye çekiliriz, polis bizi yakalayamamış olur” dediler. Fakat ilk gün, eyleme çıkılacak sırada habire plan değiştiriliyor. Şöyle yapacağız, yok vazgeçiliyor, bu defa şu taktiği izleyeceğiz deniliyor.

En son “Haber geldi polis yolları tutmuş ve hiçbir şekilde provokasyona gelmeden polisin saldırısına uğramadan metrolara binip başka bir üniversiteye gidilecek ve oradaki eylemcilerle buluşup basın açıklaması yapıp dağılacağız” dendi (Bu eylem organizasyonunda üniversiteli öğrenciler, Cobas, antifaşistler, irili ufaklı çeşitli gruplar vardı. Katılımcı olarak da bizim gibi dışardan gelenler yer alıyordı). Eyleme başlandı, daha 10 dakika geçmeden “Polis!” diye bağrışmalar duyuldu. Kimi kaçıyor, kimi çöp bidonlarını çeviriyor, barikat oluşturmaya çalışıyor, kimi barikat oluşturanları engelliyor,.. yani o kadar dağınık ki birbirlerini dinlemiyorlar dahi, tam bir keşmekeş!.. Birkaçı dışında polisle çatışmaya gerçekten çok az sayıda insan girdi.

Polis de tamamen eylemcileri gözaltına almaya kilitlenmişti, buna çalıştı. Eylem sonrasında, “Polis tamamen taktik değiştirmiş” diyorlardı. Arabalarla kovalayıp yaklaştıklarında hemen eylemcileri topluyorlardı. Arabalarla hep peşimizden koşuşturdular. Özellikle sivil polisler çoğunluktaydı. Bahsi geçen üniversiteye geldiğimizde “Oraya girmeyin sivil polisler orayı tutmuş…” denince başka bir caddeye girildi. Epey bir kovalamacadan sonra, eylemcilerin bazılarının bir binaya girdiğini gördük ve biz de oraya girdik. Orası da farklı bir üniversitenin bir bölümüymüş. Görevliler; “Burada fazla kalamazsınız, biz polisleri biraz oyalayabiliriz ona göre hareket edin” dediler. Dışardan gelenlerden bizim dışımızda Fransızlar ve İngilizler vardı. Hemen orada yolu bilenlerle 3′erli, 4′erli çıktık. Tabii çantaları orada bırakmak zorunda kaldık ve üstümüzü değiştirerek çıktık. Eylem sonrasında da yollarda arama yapmışlar ve kimilerini de öyle gözaltına almışlar. Kaldığımız yer de polisler tarafından sarıldığı için konaklamak için başka bir yere geçtik.

2. Gün: Normlade saat 09.30′da toplantı yapılacak ve eylem değerlendirilecekti. Bu toplantı iptal edilmiş (nedenini bilmiyoruz). Aynı gün saat 14.00′te bir toplantı var dendi ve oraya gittik, anarşistlerin toplantısıydı. Bankalara dönük bir eylem önerisi getirdiler. Biz katılmayacağımızı söyledik (Bu tür eylemlere karşı olmadığımızı, fakat kendi içlerinde bile bir birliğin olmadığını, bu tür eylemlerin, ancak kitle katılımıyla anlamlı olacağını, ayrıca burayı tanımadığımızı güvenliğin açısından isabetli olmadığını söyledik ve toplantıdan ayrıldık.)

Aynı gün saat 21.00′de tekrar bir toplantı vardı. “Biz G8′i konuşmayacağız; göçmenlere ilişkin yarın bir eylem yapılacak onu konuşacağız” dediler. G8′i planlarken bu tür bir eylem yapılacağı da konuşulmuştu. Özellikle İtalyan devletinin yabancılara dönük yaklaşımları ve politikası kısaca anlatıldı. Ve ertesi gün eylem yapıldı. Bu eylemde, önceden tanıdığımız Cobas’ın sorumlularından biriyle konuşma fırsatımız oldu. Fakat bizimle iletişim kurması yan yana görünmesi onun için “tehlikeli” olsa gerek uzak durdu.

Tabii çantayı bıraktığımız yerden alamadık ve bu eyleme politik sembollerimiz olmadan katılmak zorunda kaldık. Ancak yazılama yapabildik. Ertesi gün tekrar eyleme gideceğimiz ve materyallerimiz olmadığı için gece saat 23.00′te yeni bir pankart hazırladık.

4. Gün: Final eylemine Roma’dan 11 otobüs kaldırıldı. Eylemi Cobas ve İtalyan Komünist Partisi organize etmişlerdi. Cobas’nın sorumlusuna “Biz de eyleme gitmek istiyoruz” dedik; bize verdiği cevap şu oldu: “Otobüste yer yok ve yabancıları L’Aquila’da kontrol ediyorlar, eyleme almayacaklar!..” “Biz de kendi arabamızla gideriz”, dedik. Gerçekten L’Aquila’da kontrol yapıldı, sopalarımıza el koydular. Neyse alana geldik pankartımızı hazırladık ve medya müthiş ilgi gösterdi. (Tabii bu ilginin nedenini sonradan anladık; bu sloganı bizden başka yazan kimse yokmuş). Biz eylemde ön tarafa geçmeye hazırlanıyorduk ki, eylemi oganize edenlerden Cobas’ın sorumlusu -Piero Bertolucci gelerek “Bu pankartı kaldırın!” dedi; “Provokasyon yaratılmasını istemiyoruz, polisin bizlere saldırmasını istemiyoruz!” Biz önce ne dediğini anlayamadık; yanımızda da ingilizce bilen birkaç Alman vardı, o bize tercüme etti. Biz de kaldırmayacağımızı söyledik. “Peki o zaman bunlar niye buradalar, bu eylemin amacı ne?” dememize kalmadı yine Cobas’tan Piero Bertolucci geldi, “Benim Türkiyelilere saygım var bunu kaldırın!” dedi. Bizde kaldırmayacağımızı söyledik. Pankarta saldırdı, ben de onu iterek “Sen faşist misin?” dedim çevredekilere, “Bunlar polisin ekmeğine yağ sürüyor” diyerek teşhir ettik. “Bu pankart kalkmalı buradan!” deyince adamı tekrar ittim. Avusturya’dan Almanca bilen önceden tanıştığımız bir grup geldi “Siz ne hakla bu pankartı kaldırmaya çalışırsınız?” diye Pierro’ya çıkıştı. Almanlar müdahale etti: “Pankarta karışamazsınız!” dediler. Çevremiz birden bire bayağı kalabalıklaştı.

Bir yandan medya çekiyor, bir yandan eylem komitesi eylemcileri bize karşı kışkırtıyor. Bu arada biz bunları pretosto edip çekileceğimizi söyledik. Baktık işin rengi değişiyor çekilmedik. Eylem komitesi pankarta saldırdıkça her taraftan onlara müdahale eden, ellerine vuranlar falan derken bizleri tanıyan İtalyan antifaşistler geldi onlar komiteye müdahale etti. Sonradan İtalya’dan Proletari Comunisti grubu geldi ve komiteye; “Bunlar bizimle beraber yürüyecekler bu pankarta saldıranlar karşılarında önce bizleri bulurlar; bu yürüyüşte kimse bu pankartı indiremez!” dedi. Yürüyüşte İtalya dışından katılan uluslararası temsilcilerin hepsi bizim pankartın arkasında yürüdüler. Aynı zamanda İtalyan antifaşistler de. Proletari Comunisti, eylem bitinceye kadar bizim yanımızdan hiç ayrılmadı, sürekli bizimle birlikte yürüdü. Bazen bizi uyararak “Geride kalmayın bunların işi belli olmaz size saldırabilirler” diyorlardı.

Eylemin sonunda organizasyonu yapan Cobas ve İtalya Komünist Partisi arasında tartışma çıktı. Sivil polis eylemcilerin içinde kamera çekimi yapıyordu, bir kısım eylemci polise müdahale etti, İKP sadece polisi protesto edip çekildi, Cobas da resmen polisten yana çıktı.

Özellikle bizim açımızdan oraya gitmek, İtalyan devrimcilerini, antifaşistlerini, kendisine komünist diyenleri -bizim pankart için yapılan tartışmalarda bile kimlerin nerede saf tuttuğuna tanık olmak iyi oldu- tanımak bu enternasyonal dayanışmayı duyumsamak harikaydı. Öte yandan, bir dönem küreselleşme karşıtı hareket içerisinde sendikal mücadelenin öne çıkan güçlerinden biri olan Cobas’ın bugün devlet ve polis icazetiyle davranan bir noktada noktası ibret vericidir.

Açıkçası İtalyan solunun bu kadar dibe vurduğunu bilmiyordum/sanmıyordum. Birbirlerini suçlamalar, birbirlerine karşı güvensizlikler… Birlikte kaldığımız antifaşistler, “Bazen bizim organize ettiğimiz eylemlere dahi saldırıyorlar. Biz burada sadece İtalyan polisi, İtalyan faşistlerine karşı kendimizi korumuyoruz İKP ve Cobas’a karşı da korumak zorunda kalıyoruz” diye anlatıyorlar. Bu gruplarda müthiş bir güvensizlik var. “İtalya’da artık güçlü bir devrimci hareket çıkmaz. Devlet faşistleri bir yandan besliyor ve bayağı güçlüler. Öte yandan, Komünist Partilerin durumu ortada” diye değerlendiriyorlar.

Özellikle de 2001 Cenova’da yapılan G8 ve Carlos’un öldürülmesi üzerine bu tür gösterilerde polisten müthiş bir korku var. Antifaşistler de çok sınırlı alanlarda mücadele ediyorlar. Başta kendilerini ve işgal etmiş oldukları yerleri koruma ve sınırlı birkaç şey…

Bu deneyim bize çok şey kazandırdı. Etki alanı ve ögütlenme düzeyi ne olursa olsun sistemin icazet sınırları içerisinde politika yapmanın getirdiği berbat noktaya bir kez daha tanık olduk. Bunu parçalayacak bir irade gösterilebildiğinde, başarılabilecekleri de gördük.