Avrupa’da yaşayan göçmen emekçilerin sesi yasanacakdunya.net » Kriz ve göçmen işçiler
Posted: Temmuz 20th, 2009, by

Kriz ve göçmen işçiler

Günümüzde kapitalist sistemin içine düştüğü ekonomik ve mali krizin toplumun her kesimini etkilediği bu süreçte, göçmen işçiler bu durumdan nasıl etkileniyor. Kuşku yok ki Avrupa ülkelerinin tümünde yaşayan göçmen işçiler de diğer sınıf kardeşleri gibi işsizlik, yoksullaşma gibi temel sorunlarla karşı karşıya. Ne varki krizle birlikte artan işsizlik temel faktörü ile, göçmen işçilerin üzerindeki ırkçı ve yabancı düşmanlığının artrması gibi bir durumda söz konusudur.

Bilindiği gibi yıllardır ırkçı ve faşist partiler Avrupa da ki “işsizliğin sorumlusu” olarak göçmen işçileri gösterip çözümünün de göçmenleri yurtdışı etmek olduğunu açıkça savunarak, özellikle işsiz kitleler içinde kendilerine taban bulmaya çalışmışlardır. Bunda epeyi başarılı oldukları da bir gerçek. Tekelci sermaye ve onun temsilcileri liberal sağ ve diğer muhafazakar partilerde buna el altından destek vermiş hatta zaman zaman kendileride benzer şeyleri dillendirerek, işsizlikten kentlerde artan tüm güvenlik sorunlarına kadar yabancıları hedef gösterip kendi sistemlerinden kaynaklanan sorunları gizlemeye çalışmışlardır.

Sistemin içine düştüğü ekonomik ve mali krizin saklanılamayacak ve saptırılamayacak kadar açık olmasına karşın “göçmen işçiler” yine hedef tahtasına konulur mu? Sermaye ve onun siyasi temsilcileri “yabancı düşmanlığı” politikalarından hiç bir zaman vazgeçmeyecek ve bunu politik bir malzeme olarak kullanacaklarından kuşku yoktur.

Ancak, Amerika’dan başlayarak tüm kapitalist emperyalist sistemi saran mali ve ekonomik krizi geniş kitlere inandırmalarının mümkün olmadığını bildiklerinden bu kez “krizi göçmen işçiler çıkardı“(!) diyemediler.

Tam tersine bu kriz “yabancı düşmanlığı”nın nasıl yapay olarak yaratıldığı ve körüklendiğinin gerekçesi olan “işsizlik” konusunda yalanlarını da ortaya çıkarmış oldu. Yerli işçi ile göçmen işçilerin kriz karşısında aynı derecede zarar gördüğü -burada göçmen olmaktan kaynaklı özgün sorunları bir kenarda tutuyoruz- ve kendilerinin hiç bir sorumluluklarının olmadığı, krizin bedelini ödememek için birlikte mücadeleden başka şanslarının olmadığı gerçekiği de çarpıcı bir şekilde ortaya çıktı.

“Modern köleler”
Diğer yandan, göçmen işçi sorunu sadece yasal statüsü olanlar açısından değil, hiçbir statüye sahip olmayanlar açısından daha ağır yaşanmaktadır. Gelişmiş kapitalist ülkelerde kayıtsız ya da yasal statüsü olmayan göçmen sayısı milliyonlarla ifade edilmektedir. “Modern köleler” tanımlamasıyla bire bir uyuşan bu emekçi kitlelerin üzerinde azgın sömürü, baskı koşulları krizle birlikte daha da ağırlaşmaktadır. Bunlar için bir gün sonra işe gelmemesi yönünde patronunun iki dudağının arasında çıkacak bir kelime yeterli. Hemde hiç bir tazminat ve sosyal haktan yararlanmadan. Halen çalışanlar ise daha az ücrete ve daha ağır çalışma koşullarına razı olmak zorundalar. “Kağıtsız” işçi çalıştırmanın temelinde kimsenin yapmak istemediği işleri yaptırma ve artı değerden daha fazla yararlanma gerçeği vardır.

Göçmen işçi sorunu, her türlü ön yargı ulusal kültürel farklardan uzak kapitalist sömürüde sınırların olmadığı bir sınıf sorunudur. Marks’ın daha 160 yıl önce Komünist Manifesto’da söylediği şu sözler hangi kökenden olursa olsun tüm işçi sınıfının enternasyonalist dayanışması, mücadele birliği için günümüzde de çok anlamlıdır: “Komünizm sürecinde devlet kavramı bile değişeceğinden, vatan diye bir durumda söz konusu olamayacaktır ve dolayısı ile komünizmi getirecek işçi sınıfı ilk önce bu kavramdan vaz geçmelidir”

Kapitalist küreselleşme ile sermayenin tüm dünya da dolaşımı daha fazla serbestken, hatta yabancı sermaye teşvik edilirken, emeğin dolaşımına getirilen yasakların bir anlaşırlırlığı yoktur. Dünyanın neresinde olursa olsun çalışmak isteyen işçiye yasal oturum hakları tanınmalıdır. Bu mücadele sadece göçmen hareketlerinin değil işçi sınıfı sendikalarının da öncelikli taleplerinden biri olmalıdır.

Rıza Doğan