Avrupa’da yaşayan göçmen emekçilerin sesi yasanacakdunya.net » Kriz ve sendikal mücadele

Kriz ve sendikal mücadele

Kapitalist emperyalist sistemi derinlemesine sarsan ve bir yıldır devam eden mali ve ekonomik krize karşı patonların ve yönetimlerin başvurdukları tek çözüm yolu; işi küçültmek, toplu işten atmalar ve emekçilerin haklarında yeni gasplar yapmak oldu.

Krizin patlak vermesinden bu yana Philpis, Ford, Continental, Renault, SBFM, Molex, New Fabris, Rescart, Freescale, Michelin, Wagon, Goodyer, GM Strasbourg, LOHR ve diğer onlarca fabrikada, işçiler, iş yerlerinde bazı bölümlerin kapatılması, toplu işten çıkarmalara karşı mücadele veriyor.

Fransa’da son bir yılda, günde bin işçi, her ay 30 bin işçi, fazladan işçi bulma kurumuna iş için başvuru yaptı. Aynı zamanda binlerce işçi özel gerekçelerle işten atıldı. Örneğin uzun dönem meslekten gelen hastalıklar nedeniyle çalışmayanlar, fazla istirahat alanlar bu gerekçelerle işten atıldılar. Kısacası uzun zamandır işten çıkarılmak istenen ama atılamayan işçileri atmak için kriz bahanesi iyi bir fırsat oldu.

Kapitalistler tüm krizlerinde olduğu gibi bu krizin faturasını da yine emekçilere ödettiriyor. İşsizlik oranının büyümesi, alım gücündeki düşüş yaşam koşullarını daha da zorlaştırırken, işyerindeki baskı ve stres, her gün işinden kovulma korkusu emekçilerde büyük bir moral yıkıma ve depresyona da yol açıyor. Fransa’da işyerlerinde intihar edenlerin sayısı giderek artıyor. Sadece son 2 yılda France Telecom’da 25 çalışan iş ortamındaki strese ve baskılara dayanamayarak intihar etti.

Ekonomik ve mali krizle birlikte en çok işten çıkarmalar özel sektörde yaşanmasına karşın özelleştirmelere hızla devam ediliyor. Kriz olmadan da özelleştirmelerin “toplu iştençıkarmalar anlamına geldiğini tüm emekçiler çok iyi biliyor. France Telecom’un özelleştirilmesi işin yoğunluk kazandığı bir dönemde çalışanlarda “intihar” olaylarının artması tesadüfi değildir.

Krizin bedeli emekçilere en ağır bir şekilde ödettirilirken patronların, kapitalistlerin kaybı nedir? Onlar ne bedel ödüyorlar? Bunun için 2009 yılının ilk 6 ayında bazı tekellerin kar oranlarına bakalım: Total’ın kar oranı net 4,5 milliyar euro, BNP-Paribas 3,2 milyar, EDF 2,9 milyar, France Telecom 2,6 milyar, Danon 932 milyon, LVMH 687 milyon, La farge 370 milyon… Bu rakamların da gösterdiği gibi kapitalistlerin krize rağmen sermayelerini katladıkları görülüyor.

Birçok sektörde patronlar bilinçli olarak kriz bahanesi ile işi küçültüp devletten teşvik kredileri alıyor. Patronların kasasına akıtılan milliyarlarca euro halkın vergilerinden toplanan paralar değil mi?! Devlet kasalarından yüz milyarlarca euro patronların cebine girerken, krizden en çok zarar gören emekçiler ve işsizlere hiçbir ek fon oluşturulmazken neden yeni hak kısıtlamalarına gidiliyor?

Patronların işyerini kapatma, işten çıkartma şantajı ile işçilere “zam istememe” hatta hayasızca haftada bir gün bedava çalışma gibi teklifler yapılmaktadır. Yönetenler ve patronlar çalışanlara karşı nasıl bu kadar pervasız olabiliyor? Bunu anlamak elbetteki çok zor olmasa gerek. Bir yıldır kriz nedeni ile Fransada 500 bin Avrupa’da milyonlarca insan işsiz kaldı. Yoksullaşma her gün giderek artıyor. Buna karşı işçi sınıfı partileri, sendikaları ve demokratik kitle örgütleri ne yapıyor? “Krizin bedelini ödemeyeceğiz” sloganının altı ne kadar dolduruluyor? Adamlar bal gibi ödettiriyor. Biz işçi sınıfı ve emekçiler olarak tepkimizi ve taleplerimizi yeterince ortaya koyabiliyor muyuz? Uzun bir sesizlikten sonra biraz da tabanın zorlamasıyla CGT, 22 Ekimde Paris’te krizi ve işten çıkartmaları protesto için bir miting düzenledi. Ülke çapında 30 bin kişilik bir kitleyle yapılan mitingde işçilerin önemli bir kısmının özellikle Continental işçilerinin CGT Genel Sekreteri Bernard Thiboult için “Thiboult istifa” sloganları atması tabanda emekçilerin sendikaların krize karşı duruşlarından hoşnut olmadıklarının da açık bir göstergesiydi. Öyle umuyorum ki miting yapmaya bile gerek görmeyen sendikaların tabanındaki işçilerin duygularına da tercüman oldu bu slogan.

İşten çıkartmalara karşı çalışma süresinin azaltılması, asgari ücretin bin 500 euro olması, emeklilik yaş limitinin 60‘ı geçmemesi, işsizler için fonların artırılması, köle koşullarında çalışan “kağıtsız” göçmenlere yasal statü verilmesi gibi genel ve acil talepler için tüm işçi sendikalarının, “genel grev”i de kapsayan bir eylem planı oluşturup mücadeleyi yükseltmesi zorunludur. Aksi halde “krizin bedelini ödemeyeceğiz” sloganı boş bir laf olmaktan öteye gitmez.

Rıza Doğan

YD: Avrupa

Comments

No Comments

Leave a reply