Avrupa’da yaşayan göçmen emekçilerin sesi yasanacakdunya.net » Kadına yönelik şiddete hayır!
Posted: Kasım 25th, 2009, by

Kadına yönelik şiddete hayır!

Patria, Minerva ve Maria Teresa isimli kardeşler, Dominik Cumhuriyeti’nde Trujillo diktatörlüğüne karşı eşleriyle birlikte mücadele yürütüyorlardı. Mirabel kardeşler, 25 Kasım 1960′da Trujillo diktatörlüğünün piyonları tarafından tecavüz edilerek katledildiler. Mirabel kardeşlerin katledilmesinden 39 yıl sonra Birleşmiş Milletler 25 Kasım’ı “Kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması için uluslararası mücadele günü” ilan etti. Dünya emek ordusunun yarısı olan kadınların özgürleşmesi, emekçilere özgürlük mücadelesi içerisinde gerçek yerini buluyor. Yaşamevi Kadın Komisyonu’nun buna dair yayınladığı bildiriye yer veriyoruz. 

İnsanlık tarihi aynı zamanda kadının şiddetle, baskı ile sindirilmesinin, ezilip, horlanmasının tarihidir. Fakat nasıl ki tarih sadece egemenlerin baskı ve zulmünden ibaret değilse, kadının tarihteki yeri de baskı ve zulmün her türüne boyun eğmekten ibaret değildir. Onun tarihi de boynuna takılmış sayısız prangayı her türlü bedeli göze alarak kıra kıra yolunu açmaya çalışan direnişler tarihidir. Bugüne anlamını veren Mirabell Kardeşlerin hikayesi de bu gerçeğin billurlaştığı anlamlı karelerden biridir.

Kadınlar boyunlarına takılmış ezilen cins boyunduruğunu kırmaya başladıkları anda sadece kendi sorunları ile sınırlı kalmayıp, tüm toplumsal sorunlar için verilen savaşların en önünde yer almışlardır. Ve kendilerini sadece kadın olmaktan kaynaklı sorunlarla sınırlı bir mücadele çemberine sıkıştırmayıp, sınıfsal-ulusal… aklımıza gelebilecek tüm eşitsizlik ve sömürü koşullarının ortadan kaldırılması için verilen mücadeleye katıldıkları oranda özgürleşmekte daha güçlü adımlar atmışlardır. Bu anlamı ile kadınların mücadeleye katılışlarının önünde duran engellerin aşılması ne kadar zorlu ise, mücadeleye katıldıktan sonra ona akıttıkları da o kadar bereketli ve köklüdür. Bugün dünyadaki her 3 kadından biri hala şiddete maruz kalıyorsa bize düşen kadınları sınıfsal-sosyal-ulusal tüm boyunduruklara karşı mücadeleye katmaktır. Fakat biliyoruz ki kadının kurtuluşu ve özgürleşmesi tek bir etaptan, tek bir adımdan ibaret değildir. Uzun ve zorlu, toplumsal boyutta pekçok zincirin kırılması ile yaşanabilecek büyük bir toplumsal dönüşüm ve farklılaşma sorunudur. Özel bir duyarlılık ve yönelim gerektiren karakterdedir.

Bugün bir şekilde mücadeleyle ilişkilenmiş kadınlar arasında bile şiddete uğrayanların olması bu açıdan manidardır. Kürt kadının özgürleşme savaşında geldiği nokta bu açıdan da çarpıcıdır. Devasa direniş tarihi ve bunun içinde yaşadığı özgürleşmeye rağmen o da halen kadın olmaktan kaynaklı ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Bu açıdan da kadın sorunu aynı zamanda güçlü bir toplumsal dönüşüm ve farklılaşmaya zemin yaratabilecek bir devrim sorunudur. Yeni bir toplumsal sistemin yaratılması sorunudur. Bu sistemin yaratılması sürecinde bile ciddi mücadeleler ve özel bir duyarlılık gerektiren bir sorundur. Ve kadın bu mücadelelerin parçası, öznesi haline getirilmedikçe toptan bir toplumsal dönüşüm imkansızdır!

Sömürülen her türlü toplumsal baskı ve geri değerlerle abluka altına alınan kadınlar mücadelenin öznesi olmadıkça, toplumsal kurtuluş da sözkonusu olamaz. Ve bu mücadele baskı ve sömürü koşullarının hüküm sürdüğü kapitalizm karşıtı bir eksene oturtulmadıkça kazanılamaz! Bu mücadele yeni bir dünya yaratma perspektifi ve ideali ile buluşmadıkça parçadan ve güdük kalmaya mahkumdur. O yüzden de kadının kurtuluşu sınıfsız toplum için mücadele ile mümkündür.

Kadına yönelik şiddete hayır!

Devrim olmadan kadın kurtulmaz, kadın olmadan devrim olmaz!

25 Kasım 2009

Yaşamevi Kadın Komisyonu