Avrupa’da yaşayan göçmen emekçilerin sesi yasanacakdunya.net » Linç girişimlerine karşı…

Linç girişimlerine karşı…

Birbirini kıyama kalkan değişik uluslardan emekçi sınıflar semayeye karşı savaşamaz

Kürtlere yönelik linç girişimleri artarak sürüyor. Geçen hafta İzmir‘de DTP konvoyuna yönelik saldırıdan sonra bugün de Çanakkale‘nin Bayramiç İlçesi‘nde Kürt mahallesine “Kürtler dışarı” sloganıyla yürüyen 2 bin 500 kişi Kürtlerin evlerini ve dükkanlarını taşladı.

Sermaye düzeninin yarattığı açlık ve yoksulluktan, aşağılanmadan, gelecek korkusundan zemin bulan kitlesel galeyanların ırkçı şoven propaganda ve yönlendirmelerle Kürtlere yönelik katliamlara dönüşmesi giderek artan bir tehlike olarak kapımızda duruyor.

Çanakkale’de bugün yaşanan linç girişimi burjuva basının verdiği bilgiye göre “kız meselesi” yüzünden başlamış. Avusturya parlamentosundaki Türk milletvekiline “Burayı beğenmiyorsan ülkene geri dön” denilmesine “ırkçılıktır bu” diyen -ki öyledir, zira bu olay Avrupa‘da yükselen ırkçılığın bir dışa vurumudur- Türkiye’deki burjuva basına göre olay şudur: “Kız meselesi” yüzünden kavga eden gençlerden Kürt olanları gözaltına almaya çalışan polise “mukavemette” bulunulması üzerine “galeyana gelen” esnaf ve çevredeki vatandaşlar Kürtlere saldırmaya başlamış, karakola götürülen Kürt gençlerin kendilerine verilmesini istemiş, sayısı hızla artan kalabalık buradan Kürt mahallesine yürüyerek “tepkisini göstermiş”, mahallede evleri taşlanan bazı Kürtlerin camlardan av tüfekleriyle ateş etmesi üzerine “iyice öfkelenen kalabalık vatandaş grubu kontrolden çıkmış”. Gazetelere göre “tehlikeli gerilim, polisin sağduyulu çabasıyla yatıştırılmış”.

Kürtlere yönelik linç girişimlerinden sonra hep yapılageldiği gibi bu olayda da gözaltına alınanlar linç güruhu değil, bu faşist saldırıya uğrayan Kürtler oluyor. İzmir’de geçen hafta DTP konvoyuna taşlı sopalı saldırıda bulunanlar da herhangi bir gözaltı ve ceza soruşturmasına uğramamış, buna mukabil saldırıya uğrayan konvoyda araba sürenlerden biri arabasını kendilerini linç etmeye kalkışanların üzerine sürdüğü gerekçesiyle gözaltına alınıp tutuklanmıştı.

Linç girişimlerinin bu klasik noktası burjuva basının dikkatini çekmez. Çünkü onlar “vatandaşları galeyana getirmişler”, tabii ki gözaltına alınacak, tutuklanacaklardı. Ne yaptıkları bu noktada önemli değildir. Ahmet Kaya tişörtü giymiş olabilirler ya da Kürtçe konuşmuş olabilirler. Yaptıkları yüzünden değil, varlıkları bile “galeyan” yaratmaya yeterli olan Kürtler demek ki linç vahşetine uğramış olsalar bile her zaman “suçlu”durlar! Burjuva basın böyle diyor. Fakat bunu diyen sadece basın değil. Nihayetinde o sahibinin sesi ve sözcüsü olarak burjuvazinin, burjuva devletin dediğini tekrarlıyor.

Her linç girişiminden sonra hükümet yetkililerinden muhalefet parti liderlerine, vali ve emniyet müdürlerinden mahkemelere kadar bütün burjuva düzen kurum ve bekçilerinin ortak tutumu artık kanıksanmış ve “olağan”laşmıştır: “Vatandaş tepkisi”! Kürtlerin meşru hak talep ve eylemlerinin manipüle edilmesi üzerine kurulu on yılların ırkçı milliyetçi propagandasının derinlere işleyen etkisiyle birlikte düşünüldüğünde bugünün Türkiye’sinde hiçbir şey bu tutum kadar “galeyana getirici” değil, olamaz. Son yıllarda sayısı giderek artan linç girişimlerinden sonra görülen bu “meşrulaştırıcı” ve teşvik edici söylem ve tutum yeni linç girişimlerinin davetiyesidir ve önümüzdeki dönemde yaşanabilecek olası katliamların birinci dereceden sorumlusudur. Linç güruhları da şimdiye kadar yaşananlardan edindiği deneyimle kendilerine dokunulmayacağının rahatlığıyla alabildiğine “cesurca” vuruyor, kırıyor, öldürüyor, suç işliyor; giderek pervasızlaşıyorlar.

Linç girişimlerinin tetiğini çeken hükümeti ve muhalefetiyle, Kürtlere “sözde vatandaş” diyen ordusu ve Kürtleri katletme çağrılarını “düşünce özgürlüğü” kapsamına alan mahkemeleriyle, büroksasisi, medyası, akademisi ile burjuva düzendir. Azmettirici olan, Kürtleri 80 yıldır yok sayan, asimilasyon ve devlet terörüyle bir ulusu bitirmeyi amaç edinen faşist rejimdir. Rejimin ırkçı şoven zehrini soluyarak dünyaya gözünü açmış (daha doğrusu şovenizm zehri yüzünden gözü dünyayı göremeyen), her şeye ve herkese ırkçı şoven yargı ve söylemlerin penceresinden bakan milyonlarca yoksulun, işsizin, emekçinin sokakta karşılaştığı Kürdü linç etmesi için “bahanesi çok”! Bu “bahaneler” ortadan kaldırılamaz ama nerelere uzanabileceğini, ne denli trajik kıyımlara varabileceğini herkesin öngörebileceği linç girişimlerinin beslendiği bataklık kurutulabilir, nedenleri ortadan kaldırılabilir. Kaldırılmalıdır da.

Bu noktada öncelikle yaşanan linç girişimlerine karşı açık ve net tutum alınmalıdır; linç girişimlerine sesini çıkartmayan, buna karşı pratik tutum almayan herkes, -kendisine hangi sıfatı yakıştırıyor olursa olsun- yaşananlardan ve yaşanacaklardan da sorumludur. Burada ilk ve en önemli şey, her linç girişimine karşı Kürt ve Türk emekçi sınıfların ortak tutum almasını sağlamaktır. Linç güruhunu cesaretlendiren sessizlik bozulmadan linçlerin önü alınamaz. Bu Türk, Kürt bütün emekçiler için birlikte karşı konulması zorunlu hayati bir meseledir. Bunun pratik adımları bugünden atılmadığı sürece, araya kimbilir kaç emekçinin kanı girdikten sonra, yarın inşa edilmesi çok daha zorlaşmış olarak sınıf hareketinin karşına çıkacaktır. Emekçi sınıflar ortak tutumla linç girişimlerinin karşısına dikilmeyi başaramadığı taktirde linç girişimlerinin önünün alınamayacağını Türk ve Kürt halkının kardeşliğini isteyenler akıldan çıkartmamalı. Halklar arasında gerçek kardeşlik ancak bu ve bunun gibi gerçek yaşamda, siyasal, pratik tutumda inşa edilebilir.

Bu başarılamadığı taktirde linç girişimlerinin önü alınamayacağı gibi sınıf hareketinin yükselişine karşı burjuvazi bugünün linçlerini halklar arası katliamlar düzeyine yükseltmekten çekinmeyecektir. Birbirini kıyama kalkan değişik uluslardan emekçi sınıflar semayeye karşı savaşamaz. Bu yüzden Türk ve Kürt halkı arasında sokulan bu kama, düzenin bu silahı elinden alınmalıdır. Linç galeyanlarının beslendiği kapitalizm bataklığına ve faşist rejime karşı ortak mücadeleyi örgütlemenin bir kanalı ve zorunlu görevidir bugün bu.

İzmir’de organizeli olduğu anlaşılan linç girişiminden hemen sonra Çanakkale’de yaşanan kitlesel linç girişiminin “kız meselesi” ciddiyetsizliğiyle sunulması kadar bunların emekçi sınıflar cephesinden de kayıtsızlıkla izlenmesi bu görevi ertelenemez ve ihmal edilemez kılmaktadır.

alinteri.org

YD: Avrupa

Comments

No Comments

Leave a reply