Avrupa’da yaşayan göçmen emekçilerin sesi yasanacakdunya.net » ABD militarizminin büyük zaferi
Posted: Aralık 4th, 2009, by

ABD militarizminin büyük zaferi

Yaklaşık yarım yüzyıl önce görev süresi biten ABD başkanı Eisenhower, yaptığı ayrılık konuşmasında ülkesinde “askerî-endüstriyel-kompleks”in gücünün artmasından duyduğu kaygıyı dile getirdiğinde, kimi yorumcunun “hayalî tehlikelerle komünizme propaganda yapma fırsatı veririz” eleştirisine maruz kalmıştı. Eisenhower bugün yaşasaydı, ne derdi bilinmez ama, ABD militarizminin bugüne kadar kat ettiği yol, herhalde onu bile ürkütürdü.

Günümüzdeki gelişmeler, emperyalist saldırı savaşlarının temel direği olan ABD militarizminin şimdiye kadar olmadığı yoğunlukta güçlendiğini ve ABD’nin devlet politikasını belirleyen en temel güç haline geldiğini göstermekte. Irak’ta ve özellikle Afganistan’da sürdürülen savaşlar, ABD politikalarının bundan sonra daha da militaristleşeceğine işaret ediyorlar.

Büyük umutlar bağlanan ABD başkanı Barack Obama geçen Salı günü ünlü West Point savaş akademisinde yaptığı “Ulusa sesleniş” konuşmasıyla, ABD halkının oy pusulalarıyla reddettikleri Bush yönetiminin iktisat ve savaş politikalarını sürdüreceğini, hatta şiddeti artırarak devam ettireceğini kanıtlamış oldu. Eh, bundan sonra Obama’ya Nobel Barış Ödülü’nü lâyık görenler, bir taraflarına kına yakarlar herhalde.

Obama yönetiminin, geleneklerin aksine Beyaz Saray’daki “Oval Office”den yayınlanan bir televizyon konuşması veya Senato üyeleri önünde yapılan kürsü konuşması yerine, ölüm makineleri tezgâhı haline gelmiş olan bir askerî akademide, subay adayları karşısında yapılan propagandif bir konuşmayla Afganistan’a yeni birlikler gönderilmesini ilân ederek, hem ordu yönetimine bağlılığını göstermeyi, hem de “hurra yurtseverliği”ni körükleyerek, ülke içerisindeki savaş karşıtlarını zayıflatmayı hedeflediği çok açık. Aksi olsaydı, Pazar günü orduya “30 bin asker daha gönderin” emrini vermez, seçim vaadlerini hatırlardı.

Aslında Obama, aynı 2007 Temmuz’undaki bir basın toplantısında savaşla ilgili olarak “farklı toplumsal kesimleri dikkate almak zorundayım” diyerek, ordu yönetimini “önemli toplumsal kesim” haline getiren Bush’un pozisyonunda. Yani değişen bir şey yok: ABD emperyalizmi sarsılan küresel ekonomik konumunu her zamanki gibi askerî üstünlüğünü kullanarak korumak istiyor. Bunun sonucunda da ABD anayasasının askerî güçleri sivil iktidarın emri altında tutan maddeler de ters yüz olarak, ABD demokrasisini (!) fiîlen askerî vesayet altına itiyor.

Obama’nın, öncelini takip ettiğinin bir diğer göstergesi de, konuşmalarını yapmak için seçtiği yerler: seçildiği günden beri kürsüsünü Güney Kore’deki Osan, Alaska’daki Elmendorf ve Jacksonville hava kuvvetleri üslerinde; Annapolis’teki deniz kuvvetleri akademisinde; Nevada’daki Nellis üssünde; Fort Hodd, Dover Air Base ve West Point’te kuruyor. Senato’da, yani seçilmişlerin önünde yaptığı konuşmalar ise, bir elin beş parmağını geçmiyor.

Peki, bu gelişmeler Afganistan için ne anlama geliyor? Sayılara bir bakalım: ABD tek başına 2001’den bu yana (2009 dahil) savaşa toplam 223 milyar Dolar harcamış (Almanya 4 milyar Euro). Afganistan’a yapılan yardımlar ise (2002-2009) topu topu 15 milyar Dolar! Paranın hepsi Afganlılara kalmıyor elbette, ne gezer: paraların yüzde 90’ı Batılı şirketlere geri dönüyor (bkz.: Center for Strategic and International Studies).

2009 verilerine göre Türkiye’nin de 730 askerle temsil edildiği ISAF birlikleri toplam 64.500 asker konuşlandırmış durumda (2001: 1.800 asker). Obama’nın emriyle bu sayı 90 bini geçecek. 2010’da toplam sayının 120 bini geçeceği tahmin ediliyor (Sovyetler “enternasyonalizmin ve yurtseverliğin gereği” olarak 115 bin askeri Afganistan’a göndermişlerdi. Hazin son biliniyor).

Şimdiye kadar (13 Eylül 2009) toplam 1.386 asker yaşamını yitirmiş. Siviller ise çok daha fazla. BMÖ’nün Afganistan misyonu UNAMA’nın verilerine göre tablo şöyle: 2006: 929 sivil; 2007: 1.523 sivil; 2008: 2.118 sivil ölmüş. Uzmanlara göre bu sayı “buz dağının” görünen tepesi.

Sosyal duruma bakarsak (bu da CIA’nin verileri): 2008’de halkın yüzde 41’i işsiz; yüzde 61’i kronik açlık çekiyor; yaşam beklentisi ortalama 43,1 yıla düşmüş, sadece yüzde 13’lük bir kesim içme suyuna ulaşabiliyor ve yüzde 6’lık bir kesim elektriğe kavuşabildiği için şanslı.

Savaşın şimdiye kadarki bilançosu kısaca bu. Daha fazla askerle ne olacağını tahmin etmek zor değil. Ama daha fazla askerle de zafer elde edilemeyecek. Peki, militaristlerin büyük zaferi ne? Nobel Barış Ödüllü ve teni siyah bir “umut verenin” başkan olması. Vesayet militaristlerin elinde olduktan sonra, başkan kim olmuş, ne yazar?

Murat Çakır

04 Aralık 2009