Avrupa’da yaşayan göçmen emekçilerin sesi yasanacakdunya.net » Kapitalizm sağlığa zararlıdır
Posted: Aralık 24th, 2009, by

Kapitalizm sağlığa zararlıdır

Köln Yaşamevi’nde “Domuz Gribi” konulu bir söyleşi yapıldı. Doktor Ernst Herbert’le yapılan söyleşide domuz gribi vakasının tıbbi ve politik yanları konuşuldu.

İşin politik yanına dair canlı sohbet ve tartışmaların yaşandığı söyleşide Dr. Ernst Herbert; yaptığı çizimlerle desteklediği konuşmasına “Domuz gribi vakasının tıbbi ve politik ikili bir karaktere sahip olduğu” vurgusuyla başladı.

Tıbbi yönü;

Grip virüsünü oluşturan binlerce bakteri var. Bu sürekli dolaşım halinde olan insanlar tarafından gel-gitlerle ülkeden ülkeye kolaylıkla taşınıyor. Eskiden ülkeler bu kadar iç içe geçmediği için ortaya çıktığı bölge ya da ülkede kalabiliyordu.

Hayvan ve insan virüsleri de her zaman bir birine uymuyor. Kuş gribinde uydu örneğin. İnsan hücrelerinin girişleri var. Virüsün hücrelere sızması için o giriş kapısına uyması gerekiyor. Bu giriş her zaman uymuyor. Uyması halinde vücuda girince hızla çoğalıyor. Gezdikçe de, her gezme aşamasında farklı aşamalara geçiyor. Vücut her bir aşamada ayrı şaşkınlık yaşıyor. Fakat bu virüs aslında o kadar da güçlü bir virüs değil. Tedbirlerle engellenebilirdi.

Grip virüsünü aslında insan yapısı savunma sistemi ile atabilir. Fakat virüs sürekli olarak kendini değiştiriyor. Vücut her zaman baş edemiyor. Çünkü virüs vücut içersinde gezerken başka başka şekillere bürünüyor. İnsan bünyesi bu durum karşısında ne yapacağını bilemiyor. Vücut direnci düştüğü aşamalarda hücreler içersinde yuvalanabiliyor. Virüs insanlarda da var, hayvanlarda da. Birinden birine geçme biçiminde değil, ikisinin birleşmesi halinde öldürücü olabiliyor.

Virüsün domuzla da bir ilgisi yok. Domuz gribi olarak adlandırılması tamamen politik bir oyun, ve özellikle müslüman ülkelerde domuza olan tepkinin bu isimlendirmede payı büyük (Mısır’da sırf bu yüzden binlerce domuz gereksiz yere imha edildi) Bu virüs 2009 Mart ayında Kaliforniya’da yüksek ateş biçiminde görüldü, çok tehlikeli olmadı. Oradan Meksika’ya doğru yayıldı. Ancak 8-9 insan ölünce gündeme girmeye başladı. Bu iki ülke isimlerinin böyle bir şeyle anılmasını istemedikleri bir hayvan ismi verdiler. Domuzda da bu virüsü buldukları için böyle adlandırdılar. Kaliforniya dememek için böyle birşeye yöneldiler.

Yüz yıl öncede ispanya’da benzer bir grip salgını yaşandı. Birinci dünya savaşında ölen insan sayısından daha fazla insan öldü. Çin’de yirmi milyon insan öldü elbetteki yeni bir virüsün görünmesini ciddiye almak gerekmektedir. Bu güne dek BM girişimiyle iki konferas yapıldı. BM ve Dünya Sağlık Örgütü Kaliforniya’da ortaya çıktığını ve oradan Meksika’ya yayıldığını biliyordu. İsteselerdi çözebilirlerdi, fakat ilaç tekellerinin işine gelmedi. İki sene önceki kuş gribinin yaygın hal alabileceğini biliyorlardı, tedbirlerini almış bekliyorlardı.

Tabiki kapitalistler daha fazla kar için bunu kullandılar. Örneğin Alman hükümeti, ilaç tekelleri ile aşı anlaşması yaptı. 40 milyon aşı ısmarlandı (Bazı gazeteler 50 milyon diyor) Kapitalizmin kar mantığı her şeyin üzerindedir.

Örneğin daha önceki grip aşısının maliyeti 1 euro iken, bununki 7 Euro’ya çıktı. Tekeller medyayı da devreye sokarak panik havası yarattılar. Bu panik Türkiye ve Ukrayna’da doruğa çıkartıldı ve sağlıktan çıkıp tamamen para kazanma amacına dönüştü. Almanya’da salgın geçti fakat Ekim ayında elde kalan ısmarlanmış stokları bitirmek için bu kezde ”Kızarıklık oluşursa yeniden aşı yatırın” diye yeni bir propaganda başlattılar, kar hırsları geçmemişti. Zira ilaç tekelleri 40 Milyon aşıdan 1,4 milyar Euro kar elde edeceklerini hesaplaşmışlardı. Oysa salgının kapasitesini ve gücünü biliyorlardı. Buna rağmen bu kadar sipariş verildi. Oysa ilk yapılan aşının, virüs değişik evrelere geçtiği için hiçbir faydası olmuyor. Diyelimki uluslararası bir karnavalda değişik bir virüsle de karşılaşabiliriz.

Fakat tekellerin medyayı arkalarına alarak yaptıkları manipülasyon her zaman başarılı olamıyor. Milyonlarca insanın radyo aracılığı ile alternatif bilimcilerin açıklamalarına ulaşması sonucu, toplumun bilinci ile ilaç tekelleri ile medyanın propagandası çelişti. İnsanlarda ”Neden koskoca bir polis teşkilatı, ordu, politikacılar ve sağlıkçıların hepsi birincil olarak aşı yapmıyor” diye sorgulamaya başladı. Aşının yan etkileride var. Diyelimki 40 Milyon insan aşı yaptırsaydı ve bu yan etkileri görülseydi ne olurdu bunu iyi analiz etmek gerekiyor. Bunun için diyelimki polist teşkilatına tümden aşı yaptırtmıyorlar. Bana gelen hastalardan da biliyorum; gençler ve çocuklar virüsü kaptılar. Fakat 50 yaşın üzerindekiler daha önce tedbirlerini aldıkları için onlarda hiç rastlamadım. Almanya çapında 60 insan öldü. Fakat hepsi bu virüsten değil.

Tedbirler:

Komisyonlar kurup araştırılması gerekiyor. Ciddiye alıp konuşulması gerekiyor. Fakat asıl olarak toplumda tartışılmasına geçmek gerekiyor. Aşı biliyorsunuz zayıflatılmış mikrobun vücuda verilmesidir. Vücut zayıf mikrobu görünce önce bir sersemler, şaşırır. Sonra mikrobu yener. Aşı üretiminde yeni metodlar deneniyor. 2500 yeni deneme yapıldı. Aşı her mikrop için bir yumurtada denenmesi biçiminde bir yöntem tartışılıyor. Fakat bu çok fazla yumurta israfı demek. Eski aşıya alerjisi olanlara karşı yeni iki madde ekleniyor. Böyle bir deneme de var. Virüs kendisini sürekli yenilediği için daha fazla denemeye ihiyaç var. Bunlar ellerindeki stoğu eritmenin peşindeler.