Avrupa’da yaşayan göçmen emekçilerin sesi yasanacakdunya.net » Konsolosluk önünde eylem!

Konsolosluk önünde eylem!

Yaşamevi bugün TEKEL işçilerinin mücadelesini desteklemek onların sesi olmak için bir eylem organize etti. Saat 11.00’de Köln’deki Başkonsolosluk önünde basın açıklaması yapıldı.

“Yaşasın Tekel İşçilerinin Direnişi!”, “Kahrolsun Ücretli Kölelik Düzeni!” yazılı Yaşamevi imzalı pankart açıldı. Sıkça “Kahrolsun ücretli kölelik düzeni”, “4C-4B çöpe!”, “Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!”, “Yaşasın uluslararası dayanışma!” sloganları atıldı.

Yapılan basın açıklamasının tam metni:

Basına ve kamuoyuna:

TEKEL işçileri, iş hakları, ücretleri ve tüm birikimlerini gaspeden 4C saldırısına karşı tam 49 gündür başkent Ankara’da direnişteler. Türkiye’nin dörtbir yanından Ankara’ya gelip, kurdukları rengarenk çadırlarda, kar-kış zemherisine, faşist devlet terörüne inat, direnişin sıcaklığıyla ısınıyor, emeğin ortak diliyle konuşuyorlar. Neoliberal saldırganlıkla inim inim inletilen, posası çıkartılan işçi sınıfı ve bir bütün olarak emekçilerin onurunu ayağa kaldırıyorlar.

Türk-İş/Hükümet görüşmeleriyle oyalanmak istenen TEKEL işçileri, direniş okulunda daha bir bileniyorlar. Efelenmeleriyle işçileri yıldıracağını sanan Başbakan Erdoğan en son TRT aracılığıyla “Özlük haklarıyla geçmek istiyorlar, çünkü gittikleri yerde de yatmak istiyorlar. Bizim yapacağımız sadece 4C’de iyileştirmedir” diye gürledi. Direnişçi işçilerden yanıt anında geldi: “Biz kesinlikle iyileştirilmiş 4C’yi kabul etmeyeceğiz, biz özlük haklarımızla geçiş istiyoruz. Başbakan bizi yıldıracağını sanıyorsa yanılıyor, aksine öfkemiz daha büyüdü. Savaş daha bitmedi, asıl şimdi başlıyor!..”

Faşist rejimin, işçi ve emekçilerin yaşamını her alanda daraltan, Kürt düşmanlığını körükleyerek emekçileri bir birine boğazlatmak isteyen ekonomik ve siyasal saldırganlığı karşısında, TEKEL işçilerinin onurlu direnişi her geçen gün daha fazla büyüyen toplumsal dayanışmanın adresi oldu!..

Sözü direniş çadırlarından/okulundan işçilerin kendilerine bırakalım:

Bitlis Tekel‘den Burhan Güneri diyor ki; “Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine gelen emekçi arkadaşlarımızla bir dayanışma içerisinde yer almaktan ben bir Bitlis’li olarak çok mutlu oluyorum. Halkarın kardeşliğinin nasıl bir duygu olduğunu, mezhep ve ırk ayırt etmeksizin bir dayanışma içinde, mücadelemizin ne kadar dostça olduğunun farkına vardık.”

Adıyaman Tekel‘den Osman Fırat diyor ki; “O kadar çok şey varki nereden başlayacağımı bilemiyorum. Buraya geldiğimizde sınıf bilinci pek çok arkadaşımızda yoktu. Biz daha önce de kendi ilimiz Adıyaman’da, 1 Mayıs kutlamalarına, basın açıklamalarına giderken arkadaşları örgütleyip götürmek istediğimizde bize dedikleri “komünistlerle işimiz yok”. Buraya gelen arkadaşlarımız yavaş yavaş işçi sınıfı bilinci almaya başladılar. Bu sadece 12 bin Tekel çalışanının sorunu olmaktan çıkmış durumda. Tüm emekçi halkın sorunu. Bu ülkede Kürt halkına saldırı var, işçi sınıfına, memura, çiftçiye, esnafa, öğrenciye, öyle ki şu anda gönül isterdi ki öğrencilerimiz, geleceğimiz diyelim ama onlar da şimdi geleceğin işsiz ordusu gibi gözüküyorlar. Bu hepimizin mücadelesidir. Biz Tekel işçileri olarak bir kıvılcım yaktık, bunu hep beraber bir ateş topuna çevirip sistemin değişmesi için mücadele edeceğiz.”

İzmir Tekel‘den Sultan Çiçek diyor ki; “Biz geldik geleli, devrimci gençlerimiz gece gündüz yanımızdalar. Her şeyimize koşuyorlar, işyerlerine gidiyorlar, arkadaşlarını bize yöneltmeye çalışıyorlar, battaniye getiriyorlar, her şeyiyle bize destek olmayaçalışıyorlar. Bu sınıf hepimizin sınıfı. 4C, 4B kalksın ortadan. Bir anne baba çocuğunu okutmak için ne sarfettiğini biz biliyoruz.

Ben bu direnişi çok beğendim çünkü bir sevgiyi, körükledik. Saygı bitmişti ya, bir komşuya ben çocuğumu bile teslim edemiyordum. Ama şimdi çok mutluyum, Adanalısı, Türkü, Kürdü, Alevisi, hepsi bir yumruk oluşturdu, emeğin yumruğunu oluşturdu.

Bence bundan sonrası için güzel bir şey olacak. Biz burada özlük haklarımızı almadan gitmeyeceğiz, ne şartla olursa olsun… Diyarbakırlı erkeklerin yanına gidiyorum, ne varsa paylaşıyor, al bacım diyor. Saygı var. Gençlerimiz gözünün içine bakıyor ki bir şey yapsın. Pazar günü Türkiye halkını gördük. Dayanışma budur!”

Bitlis Tekel‘den Murat Tuncel diyor ki; “45 gün oldu… Tam 45 gün evimizden, çocuğumuzdan, işimizden, aşımızdan uzak kalalı…

Eylemlerimize başlarken, başta başta hükümet olmak üzere, Tekel işçisinin 2 gün eylem yapıp gideceğini düşündüler. Ama Tekel işçisi ekmeğine, emeğine, sınıf dayanışmasına inanıyordu. Eylemin ilk 3 günü, işçinin kararlı olduğunu gören hükümet koluk güçleriyle üzerimize saldırdı. Tazyikli su, biber gazı…Ama bunların hiçbi,ri bizi hak davamızdan geri çeviremedi çeviremeyecekte. Bunu kendimden de işçi arkadaşlarımdan da anladım. 45 günde Ankara halkından çok fazla destek gördük. Bu direnişi bu güne taşımak da hiç şüphesiz onların da payı var. Aşlarını, giysilerizi, zamanlarını bizimle paylaştılar. Hükümet cephesinin bu 45 gün içinde bize bir iyiliği dokundu gerçi bunun farkında değillerdi. Yeptıkları açıklamalarla gücümüze güç kattılar. Ve bizim birbirimize daha da sıkı sarılmamızı sağladılar.

Ölmek var dönmek yok sloganıyla yola çıktık ve böyle de devam edeceğiz. Bu kararlılığımızdan bizi hiçbir güç geri çeviremeyecektir.”

Bizler göçmen emekçiler ve onların örgütleri olarak, bir kez de buradan direnen TEKEL işçilerinin yanında olduğumuzu haykırıyoruz. Faşist Türk devletini ve hükümetini lanetliyor direnişte olan işçilerin tüm taleplerinin kabul edilmesini istiyoruz!..

Bugün Türkiye’de, 1991 Zonguldak maden işçilerinin Mengen barikatlarının üzerine yürüyen direnişinden sonra yaşanan en büyük direnişlerden biri olan TEKEL işçilerinin direnişi, işçi sınıfının kendi ayakları üzerine dikilmesinde bir meşaledir!.. Direnişin kazanması bu meşalenin büyümesi için 3 Şubat’ta yapılacak olan grevin, Süresiz Genel Grev Genel Direnişle buluşturulmasını diliyor, TEKEL işçilerinin direnişini selamlıyoruz!..

-4C, 4B çöpe!

-Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!

-Yaşasın işçilerin birliği, halkların kardeşliği!

Konsolosluk önünde Alman polisinin yoğun güvenlik önlemi aldığı gözlendi. Basın metni konsolosluğa da iletildi. Ellili günlere varan Tekel işçilerini mücadelesi, işçilerin, iş hakları, ücretleri ve tüm haklarını gasbetmeye yönelik 4C saldırısına karşı Tekel işçilerinin sesi konsolosluk önüne taşındı. Tekel işçilerinin mücadelesi proletaryanın davasına, büyük bir moral kaynağı olmakla birlikte ön açıcılıkta yapmıştır.

Bu direniş Türkiye işçi sınıfı açısında değil tüm dünya proletaryası için önemlidir. Bu mücadeleye sahip çıkmak kendi geleceğimize sahip çıkmaktır, işçi sınıfının geleceğine sahip çıkmaktır. Bu mücadeleyi bulunduğumuz her alana taşımak, onların sesi olmak zorundayız.

<>< ><–>

YD: Avrupa

Comments

No Comments

Leave a reply