Avrupa’da yaşayan göçmen emekçilerin sesi yasanacakdunya.net » “WELCOME” Filmi.
Posted: Mart 31st, 2009, by

“WELCOME” Filmi.

“WELCOME” Kimi filmler, yaşanmış acıları yine yaşamın süzgecinden geçirerek seyirciyle buluşturur.Böylesi filmlerde anlatılan dramatik hikayeler sizi içine alıp   hüznü ile birlikte yaşamınızın o eski zamanlarına doğru bir yolculuğa çıkarır.
Walcome filmi yarattığı etki ve çağrışımlarla böyle bir film.
Yaşamınızda filmle kesişen acıları tatmışsanız, filmi seyrederken kendi yaşamınızdaki «filmi» tekrar yaşamış oluyorsunuz ister istemez.Film Fransa topraklarında yaşanmış dramatik gerçeklerden senoryalaşarak seyirciyle buluşuyor.Yapımcı Philippe Lioret kamerasını aslında Fransa’nın Göçmen politikasına ve Fransa topraklarına sığınmış olan kağıtsızların (sığınması kabul edilmeyenler) yaşadığı vahşete çevirmiş. Fransız toplumunun son yıllarda «yabancılara» dönük yaklaşımını da küçük karelere sığdırarak, ustaca ve itici olmadan verebilmiş yönetmen. Film vizyona hazırlanırken Sosyalist Parti’nin çiçeği burnunda yeni başkanı Martin Aubry konuyu parlementoya taşıyarak, Sarkozy’nin yabancılar politikasını teşhire başladı.

Film amatör oyuncuların yoğunluğuna rağmen hikayesini ustaca işlemiş. Kürtçe, İngilizce ve Fransızca konuşmaların ağırlıkta olması filme enternasyonal bir karakter de vermekte. Filmin figüran kadrosu Afgan, Afrikalı ve çoğunlukla da Kürt göçmenlerden oluşuyor. Kürt gençlerinin yoğunluğu kameranın, Fransa’daki Kürt göçmenlerinin dramına yakınlaşmasını sağlamış.

Bilal ismindeki Kürt genci filmde öne çıkan asıl karakteri canlandırıyor. Senaryo, Güney Kürdistan’dan yola çıkarak vardığı Fransa kenti Callais’den İngiltere’ye kaçak geçme macerası üzerine kurgulanmış.

Bilal’in diğer kaçaklardan farkı, yavuklusunun İngiltere’de olması. Tek hayali çocukluğundan beri sevdiği Mina’ya kavuşmaktır. Mina ise suyun öte tarafında, yani İngiltere’dedir. Suyun öte tarafı diğer kaçaklar açısından “kurtuluşun“ simgesiyken, Bilal açısından çocukluğundan beri derin bir aşkla sevdiği Mina’ya kavuşmanın simgesidir. İlk kaçak geçme çabaları başarısızlıkla sonuçlanır.

Bundan sonra kamera barakalarda, sokakta yaşayan göçmenlerin kabusa dönen hayatlarına odaklanır. Bu hayatlarda polis baskısı, açlık, sefalet içiçedir. Bilal tesadüfi olarak gittiği havuzda tanıştığı yüzme antrenöründen ders almaya başlar. Amacı yüzmeyi öğrenip, Manş Denizi’ni yüzerek sevdiğine kavuşmaktır. Henüz 17 yaşında olan bu gençteki özveriyi Simon’u (antrenör) çok etkiler. Ve ona yardım etmeye başlar. Kaçak göçmenlere yardım etmenin suç sayıldığı (dip not)Fransa’da Simon hiç bir şeye aldırış etmeden, Bilal’e yardım eder. Çünkü bu gençteki tutku Simon’un insanı değerlerini de tetikler. BİLAL’İN TUTKUSU Yüzme derslerini tamalayan Bilal, Manş Denizi’ni aşıp bir an önce sevdiğine kavuşmakla yanıp tutuşur.
Çünkü geleneksel Kürt ailelerinde varolan kızlarını varlıklı biri ile evlendirme yaklaşımı, Avrupa’da da sürmekte. Mina’nın babası da onu tanıdığı bir restorant sahibi ile evlenmeye zorlar. Mina’nın küçük yaşına ve rızası olmamasına rağmen söz de keser. Bilal de, Mina da yıkılır. Zaten Bilal’in tüm aramalarını engellemelerindeki amaç da İngiltere’ye gelmesinin önünü kesmek içindir. Bilal ilk yüzme denemesinde yine yakalanır. 10 saatlik yüzmeye enerjisi yetmez. Bilal’in 2. yüzme denemesi de başarısızlıkla sonuçlanır ve hayatını kaybeder. Ülkesinde savaşın hüküm sürdüğü, yaşamda hiç kimsesi olmayan gencin cenazesini de Simon kaldırır.

Fransız yetkililer suskuluğunu antrenör Simon’a ceza verek bozarlar. Bilal’in aşkı Mina acı haberle yıkılırken, geriye kalan göçmenler umuda yolculuk için yeni yollar bulma bekleyişini sürdürürler.

Savaşların, yoksullukların, yeni dönemde ekonomik krizin yurtlarından, topraklarında koparttıkları binler, on binlerce Bilal halen yani başımızda ya da içimizde…

Ve sayısız Bilal, umut bildiği ülkelere yelken açmaya devam edecek. Ne var ki bu “umut yolcululuğu“na çıkan binlerce insandan bir avuç kadarı sağ salim gelebilmekte. Walcome filmi Bilal’in hikayesi ile bu yolculukların sonuçlarından bir kesiti sunmakta. Ya ortaya çıkmamış sayısız dramatik hikaye, insan tacirlerinin işlediği sayısız cinayet ?! Bilal’in öyküsü vahşi kapitalizmin sadece suya yansıyan sulietidir. Bu sulietin perdeye yansıması… Dip not: Fransa’da Sarkozy ile birlikte yabancılar yasasında yapılan düzenlemeyle; kaçak göçmenlere yardım etmek, evinde barındırmak beş yıldan başlayan ceza ile mahkum edilmekte.

Şimdi Fransa toplumu Vichy döneminde Yahudileri evinde saklayanların aynı cezaya çarpıtılmalarını hatırlıyarak Sarkozy yasasını ırkçı bulmaktalar.

Dünyanın sokakları (Ahmet Vural)