Avrupa’da yaşayan göçmen emekçilerin sesi yasanacakdunya.net » Krizin işçiler üzerinde etkileri
Posted: Mayıs 8th, 2010, by

Krizin işçiler üzerinde etkileri

Ford işçisi ve sendika işyeri temsilcisi Kemal Doğan ile krizin Ford’a yansımaları ve Tekel direnişinin Ford işçilerini nasıl etkilediğine dair yaptığımız röportajı yayınlıyoruz.

-Krizin etkileri Ford’a yansımaları nasıl?

Nisan ayında TİS sözleşmeleri bitti. Mayıs ayında yeni TİS sözleşmelerine göre çalışacağız. Krizin etkileri Ford’a halen devam ediyor. Diğer otomobil tekelleri ile karşılaştırdığımızda çok ciddi işten atmalar Mersedes ve BMW’de yaşandığı gibi bizde yaşanmadı. Fakat kısa çalışma bütün tekellerde olduğu gibi Ford’da da yapıldı ve yapılıyor. Otomotiv sektöründe kriz gerekçesi ile kiralık firmalarda çok sayıda işçi işten atıldı. Sendikalar Hükümetle anlaşarak işyerlerini koruma adına kadrolu işçileri işten atma yerine, kısa çalışma süresini uzattılar. Ford daha çok krizi Avrupa pazarında gelişmekte olan  Rusaya’da, Türkiye’de, Romanya, Polanya’da ciddi bir pazar kaybı ile yaşadı. Örneğin; Türkiye’de Ford kendi kadrolu işçisini başka işletmeye kiralıyor. 2-3 ay çalıştırıp tekrar kendi firmasına alıyor. Köln’de ki Ford Avrupa’da Ford’un en büyük ana işletmesi. Burada aynı zamanda yeni araba üretim tasarım projeleri geliştirme bölümleri var. Montaj bölümü var, şanzıman bölümü var. Montaj kısmında sadece Viesta’nın üretildiği yer ve aynı zamanda Fusion denen binek araba üretiliyor.

Kriz ile birlikte Ford’a yeni bir yapılanma gündemde. Dört yıldır motor kısmı ciddi kriz yaşıyordu. Bu bölümde bin 500 arkadaş çalışıyordu. Şimdi 400 arkadaş çalışıyor. 4 yılda bin 100 işçinin bir kısmı erken emekli yaptırıldı, bir kısmı da başka bölümlere gönderildi. 400 işçinin çoğu da kısa çalıştırılıyor. Kısa çalışan bu işçiler diğerlerine göre ayda 400 Euro daha düşük ücret alıyor. Ford’da bu sorun yaklaşık  4 yıldır yaşanıyordu yani 2008 krizi ile ilgisi yoktu.  Bu daha çok araba piyasasında yaşanan üretim fazlalığından kaynaklı idi. Arabalara talep olmayınca, şanzıman da üretemiyorsun montaj da yapamıyorsun.

Ekonomik krizle de tabi ki Ford’a da krizler yaşandı. En önemlisi, 600 kiralık işçi işten atıldı.  Diğer bir etki ise; Ford dünya çapında bir araba tekeli. Patronlar işyerlerini koruma adına 14 işletmeyi kapatarak yeni bir yapılanmaya gittiler. Özellikle Köln Ford karlı bir fabrika olduğu için, Fiesta’nın üretimini sadece Köln’e yoğunlaştırdılar. 2008’de ki krizde şanzıman kısmının etkilenmesiyle burası montaj bölümüne kaydırıldı. Burada ki işçiler şanzıman ve motor bölümünde kısa çalıştırmaya tabi kılındı. Montaj bölümünde çalışanlarsa bu defa Cumartesi ve pazar günleri de çalışmak zorunda bırakıldı.

-Krizin işçiler üzerideki etkileri

Önceden şöyle bir kanı vardı; Ford işçisi olmak bir ayrıcalıklı idi. Maaşları, çalışma koşulları ile bir ayrıcalıktı. Güvenceli bir işi vardı. Taban kendini hissettiriyordu. 2008 krizle beraber, arkadaşlar krizin her zamanki krizlerin benzeri olduğunu düşünüyorlardı. Bu nedenle 600 arkadaş işten atılınca ciddi bir tepki ortaya konmadı.

Arkasında, Ford şanzıman bölümünü Getrag firmasına sattı. Burada yaşanan olay şu; yine Ford’un işçisi olarak görünüyor ama Getrag’da işçisi olarak çalışıyorsun. Getrag işçileri Ford işçilerinden farklı olarak, üretim maliyeti düşürüldü, işçiler iş güvencesinden muaf tutuldu, varolan işçi emeği yani sömürü yoğunlaştırıldı. Birde bunların üstüne Ford vergiden muaf tutuldu.

Ford tekelinden taşeron firmaların oluşturulması, bölümlerin satılması, dolayısı ile çalışma koşullarının kötüleştirilmesi, ücretlerin düşürülmesi ile  işçiler doğalığında etkilendiler. Bu da daha çok tepkiden ziyade sinmeye dönüştü. Çünkü işçiler işini kaybetmekten korktular.

İşçilerin çoğu sendikada örgütlü. Sendikanın TİS sözleşmelerinde almış oldukları tüm hakların uygulanmasına bakan işçi temsilcileri var. Fabrikalarda hak ihlallerini patronlar yaptığı için TİS sözleşmelerine sadık kalmadıkları için işçi temsilcileri de, işçilerin hak gaspında başvurdukları bir kurumdur.  İşçiyi patrona karşı koruması gerekir.  Krizle birlikte özellikle sendikanın o pratik gelişmeler karşısında takınmış oldukları tavırlar işçiden yana değil tam tersine patrondan yana alınıyor.  Ford’da kocaman “İnsanlarla insanlar için araba üretmek’’ yazar. Sen sonuçta bir emek üretiyorsun. Teknolojik bir gelişmedir. Bu gelişme insanlığa olumlu yansımalı. Ama Ford’un içinde yazan o yazının altında işçilerin yaşadığı öyle değil. Patronun çıkarı, kar mantığı daha çok sermayenin çıkarları gündeme geliyor.  Sen insan değilsin artık. Karnını doyurabilmek , kendine üst baş alabilmek için değil patronun iş yerini korumak için varsın. Krizle özellikle işyerlerinin korunması için işçi taviz vermek zorunda bırakılıyor. Sendika artık işçinin hakkını arayan değil patronu koruyan bir tutum sergiliyor. “Patron olacak ki işçi olsun” bugün sendikanın savunduğu budur. Kapitalizmin kendi iç çelişkilerinden dolayı kapışma yaşanıyor. Aşırı üretimden dolayı ciddi bir kriz var. Hem rakiplerini yok etmeye çalışıyorlar hem de üretim maliyetini düşürerek işçi emeğini en son noktaya kadar sömürüyorlar. Krizle birlikte de sendika işçilerin çıkarlarını savunmadı. “Krizin sorumlusu kapitalizm” diyor, “Kapitalizmi yok etmek gerekir” diyor. Ama işyerlerini koruma adına patronları koruyor.

Sendikanın iki büyük eksikliği var. Birincisi; İşçilerin çıkarlarını savunmuyor. İkincisi; bu kriz süreci nasıl başladı? Nasıl gelişti? Hangi kriterlerden dolayı nasıl bu sonuca geldik, buradan çıkış yolu nasıl olmalı bu konularda işçileri eğitmesi lazım sendikanın. Sermayedarlar hem krizi yaratmışlar hem de  krizden çıkmak için ortak hareket etmişlerdir. Hükümeti de yanına çektiler. Günlük 300 milyon üzerinde devlet bütçesinde krizden etkilenen tekellere para pompalanıyor. Patronlar kendi sınıf çıkarları için ortak hareket ediyor. Bu konuda sendikaların işçilerin hakkını koruyan bir tavır sergilemesi gerekir. Maalesef sendika işçilerin ekonomik çıkarlarını sağlayacak bir tutum almadığı gibi işçilerin belli konularda bilgilendirme dahi yapmıyor.

-İşçilerin sinik ruh halinden çıkması için ne yapmalı?

İşçilerin sinik ruh hali, tabi ki sadece sendikalardan ve patronları suçlamak olmaz. Bence sendika ve işçi temsilciliği bir kazanımdır. İşçilerin haklarını savunmak zorundadır. Bur da belirleyici olan işçi arkadaşların burjuva bürokratların etkisinde kalıp savunma refleksini iyi kullanmıyorlar. Emek yoğunluğunun fazla kullanılması işçi arkadaşlarda bir tepki oluştu. Dün yaşanan suni ayrılıkları anında boşa çıkartı. İşçi arkadaşlar ortak hareket etmenin gerekliliklerini bilerek hareket etmelidirler. Kiralık işçileri de yanına alarak ortak hareket etmeli yoksa bu saldırıların önü alınamaz. İşçiler düne nazaran tabi ki biraz daha olaylara farklı bakıyorlar. Çünkü kazanılmış haklar bir bir elimizden gitmesinin yanı sıra krizle de iş yerlerini koruma adına işçilerden fedakarlık yapma çağrıları işçilerden belli tepkilere yol açtı. Örneğin Almanya genelinde ve Ford’a da yapıldı işçi temsilciliği seçimlerine katılım azaldı.

-Seçimler nasıl sonuçlandı?

Seçimler, bir kere bu seçimlere katılan işçilerin sayısı önceki yılara oranla düşüktü. Çünkü krizde sendikanın tutumu işçilerde sendikaya karşı güven sarsıntısını daha derin yaşattı. IG Metall bu seçimde bir temsilciliğini kaybetti. Seçimde sendika ile patronların belirlediği bir liste vardı tabi bu listede öncü işçilerden kimse yoktu. İşçi çıkarlarının savunulmadığı bir işçi temsilciliği seçim süreci yaşandı.

-Ford işçilerinin Tekel Direnişinde etkilenmeleri nasıl oldu?

Aslında Ford’a bazı işçiler olarak belli planlarımız vardı. Fakat Tekel direnişi bir ivme kazandırdı bize. Tekel direnişine destek için ilk elden bağış topladık kendi aramızda ve arkasında bir heyet gönderdik Ford işçileri olarak. Bu bağışıda direnişte kaybettiğimiz Hamdullah Uysal‘ın ailesine verdik. Önümüzdeki dönemde Tekel direnişi için bir şenlik organize edeceğiz.

Sermaye’nin bire bir işçiler üzerinde hakimiyeti sözkonusu idi. Örgütlü refleks ortaya koyma misyonunu yitirmişti işçiler. Bu Tekel direnişi ile beraber, işçinin bir sınıf refleksi, ortaya koyabilecek gücünün olduğunu, işçi arkadaşların bu kriz koşullarında kendilerininde yaşadığı sorunlarla beraber bir işçi dayanışmasındanda öte bir sınıf dayanışma refleksi ile algıladık.

Önceden bir araya gelme planları vardı fakat gelinmiyordu. Tekel direnişi ile bir araya gelmeyen işçiler dahi bir araya geldik ve bu birlikte hareket etme dönüştü.

Bu konuda sınıf kültürü almış, sınıf bilinci olan her birey, örgüt, parti, çevre, her neyse işçilerin içinde bulunduğu durum, ruh halinden anında kendi bilinç ve muhasebe yaparak çıktığının bir örneğidir burada yaptığımız.

TİS  2010

18 Şubat 2010′da yapıldı. Bu anlaşma 31 Mart 2012 yılına kadar geçerli.

Toplu İş Sözleşmesi’nin içeriği;

1- Bir defaya mahsus Mayıs 2010’da 160 Euro ödenecek.

2- Nisan 2011’dan sonra yüzde 2,7 ücret artışı olacak. (İki ay ertelenilebilinir.)

3- Aralık 2010′da yine bir defaya mahsus 160 Euro ödenecek.

İş Paketi (En az 12 ay kısa çalışma yaptıran işyerleri için geçerli)

Birinci dönem; 6 ay kısa çalışma yerine izin parası ve yılbaşı ikramiyesi 12 parçaya bölünerek ödenecek. Bu dönem de işten çıkışlar olmayacak.

İkinci dönem; İş saatlerinde kısaltma yapılacak. Haftalık 28 saat çalışma süresi olacak. Sendika kabul ederse bu süre 26 saatte olabilir. Maaşının tamamı değil belli bir kısmı ödenecek.

28 saat çalışırsa işçiler 29.5 saat çalışmanın karşılığı gibi ücret alacaklar.

6 ay işten çıkışlar olmayacak.

Alınteri’nin eki olarak yayınlanan Yaşanacak Dünya’nın 2. sayısında yer verdiğimiz röportaj