Avrupa’da yaşayan göçmen emekçilerin sesi yasanacakdunya.net » Acılar öfkeye dönüşmedikçe…
Posted: Mayıs 18th, 2010, by

Acılar öfkeye dönüşmedikçe…

Grizu patlaması 24 saati çoktan geride bıraktı. Göçük altındaki 30 işçiye daha ulaşılabilmiş değil. Yerin 540 metre derinliğindeki kuyuya canlı canlı gömülen 30 insanın bulunduğu “75. Yıl Cumhuriyet Kuyusu” başında bekleyen işçi aileleri bu can pazarında ancak hüzün ve öfke yüklüler. Sorumluların pişkin yüzlerine acılarını tükürüyorlar.

Olay yerine üşüşen devlet yetkilileri, yüreği yanan bir işçi yakının da dediği gibi; “Olay olduktan sonra gelip lak lak ediyorlar”. Yaptıkları açıklamalarda kendi sorumluluklarını gizlemek için takla atıp duruyorlar.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer: “Teknik düzeyde herhangi ihmal gözükmüyor. Çünkü en son ekim ayında burada çok kapsamlı denetim yapılmış. İş güvenliği konusundaki denetimlerde herhangi eksiklik görülmemiş. Bu açıdan bakıldığında burası kamu kurumu ve iş güvenliği konusunda profesyonelce çalışılan bir alandı.” dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız: “Biz Dursunbey’deki ocağa şu anda bile çalışma ruhsatı verebilecek durumdayız.” diye konuştu.

Çin usulü maden ocağında, Çin usulü ölümler

Söylediklerinden de çıktığı gibi bunlar tam bir yüzsüzlük abidesiler. Bahsi geçen maden ocağında daha kuyuların açılma aşamasında, 2004 yılının Mart’ında birikmiş metan gazının patlaması sonucu 4 Çinli işçi parçalanarak can vermişti. O gün katledilenler Çinli işçilerdi, çünkü bu ocakta kuyu açma işini alan bir Çin tekeli. Çin usulü işe, Çin usulü sömürüye, Çin usulü güvencesizliğe, Çin usulü iş cinayetine devam etti Karadon Müessesesi.

Aynı müessesenin Kilimli işletmesinde çalışan İsmail Yavaş(47), Durmuş Dereli(42), Baki Veren(38), Erkan Çengel(28), Mehmet Çoban(27) ve Erol Gökbayrak(27) isimli 6 işçi yaşanan 2005 Haziran’ında yaşanan göçük sonucu yaşamlarını kaybettiler.

Yine Kilimli işletmesinde Ali Ziya Kısaboyun ve Caner Abuzlu isimli işçiler 2009 Eylül’ünde göçük altında kalarak can verdiler. Bu cineyetten yalnızca 2 gün önce Caner Abuzlu akrabası Ratif Karaçelebi ile yaptığı telefon görüşmesinde “İş yeri şartları çok zor, hiç gidesim gelmiyor, ayaklarım geri gidiyor” diyordu.

Daha yapım aşamasında 4 Çinli işçiye mezar olan Gelik işletmesinde 11 Kasım 2009′da da elektrik kablolarının aşırı ısınması nedeniyle çıkan yangın sonucu oluşan karbonmonoksit gazından zehirlenen işçilerden Sebahattin Acar (33) hayatını kaybetmişti.

Yaşanan can pazarının ortasında hala “Şu anda bile bu ocağa çalışma ruhsatı verebilecek durumdayız.” diyebiliyorlar. İşçileri kölelik koşullarında çalışmaya ve yaşamaya mahkum etmekte Çinle yarış içinde olan egemenler, maden ocaklarında da Çin’le aynı kulvardalar. Çin’de bir yıl içerisinde 3 bin maden işçisi, gerçekleşen iş cinayetleri sonucu yaşamını yitirmiş.

Acılarımızı öfkeye dönüştürüp hesabını sormadıkça, bu tabloları yaşamaktan kurtulamayacağız!..

Madenci Çocuğu

Ben madenci çocuğuyum
Özlemle beklerim
Yüreğimde diken diken
Sevdiklerimi kaybetme korkusu

Ben madenci çocuğuyum
Uykularımda gezerim
Kömür tozu tarlalarda nedendir bilmem
Çiçekler açmıyor burada…

Ben madenci çocuğuyum
Vardiya bitimi
Uzun uzun çalarken ziller
Hemen fırlarım
Koşarım karşılamaya
Ağır ağır çıkarız evin yokuşunu onlarla
Elleri kapkara, yüzü kapkara

Sildikleri zaman
Karanlık bir bulut yükselir
Karışır mavilere…

Bizim buralar
Benzemez sizin oralara
Biz oynarken bahçede
Tam altımızda derinlerde
Sıcağı çıkarır babalarımız

Babam yüzü ışıl ışıl
Ocak yutarken görün onları
Hele bir de kusarken…
Öksürüklerle aksırıklarla
Çıkarlarken bakın onlara
Yaşamı görün
Ölüm korkusunu
Yaşamanın sevincini
Kapkara yüzlerinde
Beyaz tebeşirle yazılmışçasına
Okursunuz açık açık…

Ben madenci çocuğuyum
Ben madenci çocuğuyum
Soğuk, karanlık dehlizlerden
Ateşi çıkarır babalarımız…

Derya Altıntren