Avrupa’da yaşayan göçmen emekçilerin sesi yasanacakdunya.net » Paris’te ‘Alınteri Şöleni’ yapıldı
Posted: Haziran 14th, 2010, by

Paris’te ‘Alınteri Şöleni’ yapıldı

Alınteri ve Yaşanacak Dünya okurları 13 Haziran’da Paris’te yaklaşık 200 kişinin katıldığı bir piknik gerçekleştirdi.

Soyulup atılan kabuk içerisinde daha çok yeni güçlerin örgütlediği piknik canlı geçti. Gençlerden oluşan bir folklor grubu pikniğe renk kattı. Etkinlikle dayanışma için gelen Yaşamevi şan hocası Erdal Şahin özgün sesi ve müziğiyle hoş bir dinleti sundu. Piknikte Grup Seyran da sahne aldı.

Piknik alanına inen caddede yapılan bisiklet yarışından dolayı yolların kapatılmış olması, pikniğe arabalarıyla gelen çok sayıda insanın alana ulaşmasını engelledi. Havanın bozuk olması da katılımı etkiledi.

Alınteri Şöleni’nde açılan Aynur Çamalan’la dayanışma standı ilgi gördü. Emeğe ve alınterine dönük saldırganlığın dünya çapında şaha kalktığı, işçi sınıfı ve emek hareketinin canlanmaya başladığı bir zamanda kendi yolunu açan örgütlenmelere duyulan ihtiyacın altı Alınteri Şöleni’yle bir kez daha çizildi.

Alınteri Şöleni’nde yapılan konuşmanın tamamını yayınlıyoruz:

Sevgili dostlar, arkadaşlar, yoldaşlar,

Alınteri ve Yaşanacak Dünya adına düzenlediğimiz Alınteri Şöleni’ne hoşgeldiniz diyorum.

Sınıf kardeşliği ve paylaşımı içerisinde güzel bir gün geçirelim istedik. Çeşitli nedenlerden kaynaklı uzun süredir çıkmayan Alınteri ve Yaşanacak Dünya’nın iç içe yeniden yayına başlamasını dostlarımızla birlikte kutlayalım dedik. Giderek daha fazla zorlaşan hayatın ortak sıkıntılarını yaşayanlar, insana dair güzellikleri yaşama ve yaratma kavgasında da ortaklaşmayı başarabilmeliler. Bu ortamları ideallerimize uygun ortam ve yaşam tarzlarına dönüştürmenin kaldıracı kılalım istiyoruz.

Tabii pikniğimizin isminin Alınteri Şöleni olması sadece Alınterimizle yeniden buluşmayı kutluyor oluşumuz değil. Bilirsiniz 15-16 Haziran Türkiye’de 1970 yılında yaşanan büyük işçi direnişinin 40. yıldönümü. İşçi sınıfı hareketinde sisteme kök söktüren ve sınıfın örgütlenmesinin önünü açan militan bir işçi direnişi. 40. yılında bu direnişi tüm coşkumuzla selamlıyoruz.

Haziran ayı Nazım Hikmet, Ahmet Arif gibi şairlerimizin, Orhan Kemal gibi edebiyatçılarımızın ölüm yıldönümleri. Emekten yana eserleriyle ölümsüzleşen edebiyatçı ve şairlerimizi bu vesileyle buradan anıyoruz.

Yine 14-24 Haziran’da karanlığı yaran günışıklarını, TİKB’nin önder kadrolarından Merkez Komite üyesi Mehmet Fatih Öktülmüş’le birlikte ölümsüzleşen ‘84 Ölüm Orucu şehitlerinin önünde saygıyla eğiliyoruz.

Alınteri Şöleni dedik çünkü, 15-16 Haziran’lar, direnişler, devrimci mücadele ve başkaldırılar tarihte nostaljik anılar olarak kalmıyor. Bakın 15-16 Haziran ruhu Türkiye’de yaşanan TEKEL direnişi ve emekçiler arasındaki kardeşleşmeyle nasılda canlandı.

Türkiye ve tüm dünyada yeni bir sınıf hareketi kabarıyor. Sendikal ihanete rağmen TEKEL işçilerinin inatçı direnişi işçi sınıfı devrimcilerinin de direnişe içerdenleşmesiyle birleşik Türkiye’nin birçok yerine yayıldı. İşbirlikçilik yapan Türk-İş yönetimi şahsında, sendika ağalarından hesap soran 1 Mayıs kürsü işgali ve 26 Mayıs Türk-İş binalarının işgali, işçi sınıfı hareketi içerisinde militanlık eşiğini canlandıran örnekler olarak yaşandı. Aynur Çamalan gibi tek tek işten atılmış olanlar bile kendisine sahip çıkmayan sendikalarına rağmen uzun soluklu direniş ve mücadele örnekleri yaratıyor. Bu direniş ve öncü çıkışları buradan selamlıyoruz.

***

İçerisinde bulunduğumuz koşullarda yaşam her geçen gün emekçiler için biraz daha cehenneme çevriliyor. Öyleki insanlar bir önceki dönemi, günleri arar hale geldi. Sosyalizmin basıncı ve toplumsal mücadeleyle kazanılmış hakların olduğu, sömürünün “sosyal devlet” eliyle gerçekleştiği yılları bile “nerde o frank zamanı” diye anmayan insan kalmadı.

Ekonomik yokluklar ve siyasal yoksunluklardan kaynaklı göç ettiğimiz, sürüldüğümüz bu topraklarda yaşam alanımız her geçen gün biraz daha daralıyor. Birçok kazanılmış hak bastırılıyor. Siyasal özgürlükler budanıyor. İşsizlik ve yoksullaşma artıyor. Kapitalizm insanlığı ve doğayı her geçen gün biraz daha fazla tüketiyor.

***

Aşırı üretim ve kar hırsıyla tarihinin en büyük krizlerinden birine sürüklenen kapitalizm hepimizin yaşamını kesen yeni saldırı politikaları için start verdi.

AB’nin çekirdek ülkeleri Fransa ve Almanya’da bu krizin sarsıntılarını daha fazla yaşamaya başladı. Krizin faturası peşpeşe işçi ve emekçilere, göçmenlere kesiliyor. Faturaların kapsamı ağır. Sosyal olan ne varsa hepsinin imhasını içeriyor. Eğitimden, sağlık hizmetine, emeklilikten, işsizlik ve sosyal yardımlara hepsi tarumar ediliyor. Bakın Almanya’da yeni gündeme getirilen kemer sıkma politikalarında, başka birçok şeyin yanında çocuk yardımları bile kaldırılıyor. Bu küçük örnek bile nasıl bir gelecek sorunuyla karşı karşıya olduğumuzu göstermeye yeter.

Sorun bunlarla sınırlı değil. Çocuklarımızın büyüdüğü bu topraklarda, Avrupa çapında ırkçılık tehlikeli bir biçimde büyüyor. Kriz ve onun sonuçları emek güçlerinin, işçi sınıfının birleşik eyleminin gücüyle, kapitalizme karşı sosyalizm mücadelesinin bir kaldıracına dönüştürülemezse yapay saflaşmalar ve çatışmalar kaçınılmaz hale gelecek. İşsizlik ve yoksullaşma, çürüme ve toplumsal düşkünleşmeyi genişleten bir sonuç doğurduğu için kafatasçılar buralardan beslenmekte zorlanmıyorlar. Irkçılığın her türlüsüne karşı net bir tutum almalıyız.

***

Kemer sıkma politikalarının Yunanistan’da doğurduğu sonuçları hepimiz biliyoruz. İşçi sınıfı artık dünyanın birçok yerinde, krizin faturasının emekçilere çıkartılmasına ve saldırılara karşı harekete geçiyor. AB ülkelerinde işçi ve emekçiler ekonomik ve siyasal olarak yaşam alanlarının daraltılmasına karşı öfke yüklüler. Sendika bürokrasisi bile AB çapında ortak eylem kararları almak durumunda kalıyor. Yaz ayları ve özellikle sonbahar, tek tek ülkelerde ve uluslararası çapta işçi eylemleriyle sarsılacak. Elveda proletarya diyenler tutuşmuş durumda. Sosyalizm yeniden emekçilerin görüş alanına giriyor. Marksizm puan topluyor. Şimdi sosyalizm mücadelesini ve öncü örgütlülükleri geliştirip büyütme zamanı.

Gelecek savaşımında bir payımız/yerimiz olsun istiyorsak özetlemeye çalıştığımız bu gelişmelere seyirci kalamayız. Saldırılar karşısında dayanışmanın, kardeşleşmenin, mücadele etmenin her türlü biçim, araç ve örneklerini yaratmaya yüklenmeliyiz.

Bir kez daha hoşgeldin Alınteri, hoşgeldin Yaşanacak Dünya diyoruz!.. Yeni araç ve biçimleri birlikte yaratma dilğiyle…