Avrupa’da yaşayan göçmen emekçilerin sesi yasanacakdunya.net » Peçenin altında ne var?*
Posted: Haziran 15th, 2010, by

Peçenin altında ne var?*

Son bir ay içinde Avrupa ülkelerinde yeni bir moda türedi: Peçe ve burka yasağı! Fransa’da burka giyen bir kadın sürücüye ceza yazılmasıyla kendini gösterdi bu dalga; arkasından Belçika’ya, İsviçre’ye, İtalya’ya, Danimarka ve Hollanda’ya bir salgın gibi hızla yayıldı.

Bir ay kadar önce, 500 bin Müslümanın yaşadığı ve bunlardan sadece 30 kadının burka giydiği Belçika’da peçe, burka, nikap gibi kadının yüzünü kapatan örtünme biçimlerini yasaklayan bir yasa çıktı. İsviçre’nin bazı kantonları izledi onu. Fransa, Almanya, Danimarka ve Hollanda’da da aynı yöndeki hazırlıklar hızlandı.

Tartışmaları da ateşleyen ilk olay Fransa’da Nantes bölgesinde yaşandı. Burka giyen Cezayir kökenli bir kadına, “otoyolda sürüş güvenliğini tehlikeye düşürecek davranışta bulunmaktan” ceza yazıldı. Daha sonra iş büyüdü, çatallandı ve kadının, 4 eşli olduğu açığa çıkan kocasının önceden kazanmış olduğu vatandaşlık hakkının iptali gündeme geldi.

İtalya’nın kuzeyindeki Novaro kentinde ise burka giyen Tunus kökenli genç bir Müslüman kadına “İtalya tarihinde ilk kez” ceza kesildi. Cezanın gerekçesi, jandarmaların kasıtlı olarak kimlik sordukları kadının üzerinin erkekler tarafından aranmasına kocasının izin vermemesiydi. Buradaki amacın aşağılama ve kışkırtma olduğu çok açıktı.

Konunun birçok boyutu var. Bunlara ilişkin olarak herhalde ilk önce “Neden şimdi” sorusunun sorulması gerekiyor. Çünkü “yasak’” yanlısı burjuva politikacılar öylesine ikiyüzlü ve aşağılık yaklaşımlar içindeler ki, örneğin Fransa’da 2003′te böyle bir yaşağa şiddetle karşı çıkan Sarkozy, bugün “bu konuya ilişkin yasa bir an önce çıkarılmalı” diye hükümete ve Meclise baskı yapıyor. Çünkü o zamanlar Sarkozy Cumhurbaşkanlığı’na oynuyordu ve Müslümanların oylarına ihtiyacı vardı.

“Neden şimdi” sorusunu, kamuoyunda da soranlar var. Örneğin Nantes’ta yaşanan olayda, ailenin kapı komşuları olan Fransızlar, “Bu aile yıllardan beri burada ve böyle yaşıyordu. Onlarla bugüne kadar hiçbir sorunumuz da olmadı. Giyim ve yaşam tarzlarının şimdi ceza konusu yapılması ilginç…” diyerek şaşkınlıklarını dile getiriyorlar.

“Neden şimdi” sorusunun yanıtı krizde saklı. Kriz Avrupa ülkelerinde de hızla yayılıyor ve derinleşiyor. Ekonomilerdeki durgunluk ve daralma, sosyal hakların budanması ve işsizlik başta olmak üzere işçilerin ve emekçilerin haklarına yönelik yeni saldırıları da beraberinde getiriyor. Burjuvazinin saldırıları bu kez toplumsal tepkileri, öfke ve huzursuzluğu büyütüp körüklüyor. Avrupanın bütün burjuvazileri, Yunanistan’da yanan ateşin kendi ülkelerine de sıçrayıp başka başkentleri ve kentleri tutuşturmasının korkusu içindeler. Bunun önünü almak için, bir taraftan yeni yalanlara ve yatıştırıcı demagojilere başvururlarken bir yandan da öfkeyi kendilerinden uzaklaştıracak düşmanlar üretmeye bakıyorlar. Yabancı işçiler, göçmenler, kağıtsızlardan sonra şimdi de Müslümanların yeniden hedef haline getirilmesi bu arayışın sonucu.

Kadının örtünmesi, bunun genellikle erkeklerin ve dinsel bir fanatizmin etkisiyle olması, konunun asla gözardı edilmemesi gereken bir diğer boyutunu oluşturuyor. Bu boyut bir “giyim özgürlüğü” sorununa da indirgenemez. İşçi sınıfının dünya görüşünü savunan sosyalistler, ilericiler ve demokratlar, kadına ikinci sınıf bir konum biçen, onu sosyal yaşamdan olabildiğince tecrit etme çabası içindeki gerici bağnazlık karşısında da kayıtsız kalamazlar.

Bu, her türlü gericilik ve burjuva ideolojisine karşı öncelikle bir ideolojik mücadele konusudur ve bu mücadele, emekçilerin kadınıyla-erkeğiyle sınıf mücadelesinin içine çekilebilmesini esas alan bir yaklaşımla yürütülmelidir. Dolayısıyla burjuva devletlerin ve faşist partilerin ırkçı yasak ve baskılarına karşı mücadelenin önceliği ve önemi, kadını burkaya nikaba sokup peçeye türbana sararak sosyal yaşamın kıyısına itmeye çalışan dinsel gericilik ve bağnazlığa karşı da mücadele görevlerini unutturmamalıdır.

Peçe/burka röportajları

Belçika’da geçen ay yasaklanmasından sonra, Fransa ve Almanya’da da peçe ve burkanın yasaklanması tartışmaları sürüyor. Almanya’da yaşayan Türkiye kökenlilerle bu konuda röportajlar yaptık: 1. Burkanın (kara çarşaf) Almanya’da yasaklanmak istenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? 2. Burkanın yasaklanması « insan hakları »na aykırı mıdır? 3. Sizce Müslümanlar « demokrasi » için tehdit oluşturuyorlar mı?

Umut Koca (İnşaat işçisi)
Almanya’da yasaklanmak istenen sadece Müslümanlara İslami dünyaya karşı burka değil. Ben, aslında bütün göçmenlere yapılmak istenen bir saldırı diye bakıyorum. 11 Eylül bu saldırıların startı olmuştu bildiğimiz gibi. 11 Eylül’den sonra bütün Avrupa’da hortlatılmak istenilen İslami terör havası sanki her yere bombalar koyan, insanları tehdit eden bir terörizm varmış gibi korku salmaya çalıştılar. Bunun arkasında gelişen ekonomik kriz, yoksulluk, kapitalist emperyalist sistemin içine girmiş olduğu çıkmaz var. Birçok firmayı ve fabrikayı kapatan patronlar daha ucuz iş ve emek için fabrikalarını diğer ülkelere götürdüler. Burada işsizlik yaratıldı. Bu işsizliği bu şekilde kapatmaya çalışıyorlar.

Burka’nın yasaklanması tabii ki insan haklarına aykırıdır herkes kendi inancını özgür bir şekilde yaşamalı, burka giyip giymemek insanların kendi bireysel tercihleri olmalı ama bugüne kadar böyle bir sorun yoktu Avrupa’da. Birdenbire böyle sorunların hortlaması gerçekten insanları düşündürüyor; bu saldırıları sadece burka sorununda değil hayatımızın her alanında yaşıyoruz bence 12 senedir Almanya’dayım, göçmenim bu saldırıları en yoğun yaşayanlardan biriyim bize sadece burka gibi şeylerle saldırmıyorlar, demokratik ve ilerici olduğumuz için de ekstra bir saldırı yapıyorlar. Müslümanlar aslında bir tehdit oluşturmuyor. Dünya için en büyük tehdit bunu savunanlardır. Dünyanın birçok yerinde savaşlar çıkaran, darbeler yapan, ülkeleri işgal eden İslami dünya değil tam tersine kendileridir. İslami dünyanın arkasına bakarsanız gene kendileri vardır. Bugün Türkiye’de ki AKP Hükümetini başa getiren de kendileridir. Ya da Pakistan rejminde destekleyen kendileridir. Aslında İslami dünya Avrupa için bir tehdit değil tam tersine en büyük tehdit kendileridir.

Murtaza (Ford İşçisi)
Ben Almanya’da olsun dünyanın her yerinde inançların özgürce yaşanmasını isterim. İnananlar inandıkları gibi yaşasın başını örtmek istiyorsa örtsün beni rahatsız etmiyor; inançlarını yaşıyorlar.

Selahattin Göktürk (Ford İşçisi)
Olaya inanç özgürlüğü açısından bakıldığı zaman evet ama fanatizme kadar uzanıyorsa hayır bizlerin inanç özgürlüğüne karşı gösterdiğimiz toleransı onlardan da beklemek bizim hakkımız diye düşünüyorum. Şiddete kesinlikle hayır, ama özgürlüklere evet diyorum. Müslümanlar Avrupa için tehdit oluşturuyor dediğimiz zaman yanılgıya düşeriz, Müslümanlık adına kendini tamamen fanatizme veren bazı dini gruplar ve grupcuklar için doğrudur bunlar, tamamen şiddet yanlısıdırlar. Ama diğer türlü insanın ibadet etmesinin, inandığı gibi yaşamasının hiçbir zaman tehtit oluşturacağını düşünmüyorum.

Kemal Doğan (Ford İşçisi)
Bence kılık kıyafet konusunda insanların dinini, mezhebini istedikleri gibi yaşamaları gerekiyor fakat sorunu Avrupalıların tartıştığı gibi tartışmamak gerekiyor. Biz burada işçiyiz, göçmeniz dolayısıyla sorunlara işçilerin bakış açısıyla bakmak gerekiyor diye düşünüyorum. Bundan dolayı burka sorununu Avrupa toplumu tarafından yaratılmış, bu toplumuları bölmek için ortaya atılmış bir olay olarak düşünüyorum. Ben insanların istediği gibi yaşaması taraftarıyım.

Perihan Demir (İşçi)
Müslümanlar Avrupa’da tehdit oluşturmuyorlar bence. Burka’nın yasaklanması bir taraftan iyi bir taraftan da kötü çünkü herkesin giyinme özgürlüğü olmalı ama bazı kişiler de burka giymeye mecbur tutuluyor. Aileler zorla kızlarına giydiriyorlar burkayı. Gerçi giyenler “Bizi kimse mecbur tutmuyor” diyorlar ama bence mecbur tutuluyorlar bir yerde. Bence burka insan haklarına aykırı çünkü kadını mumya gibi kapatıyorlar. Bence kadın özgür olmalı.

Ulviye (Ev kadını):
Bence herkes serbest giyinmeli. Mademki Avrupa’da yaşıyoruz özgürlük var ama abartmamak gerekiyor. Güzel başörtüsünü örtsün, mantosunu giysin ama öyle siyah çarşaflarla… ben onu tasvip etmiyorum. Bu dediğim kara çarşafın yasaklanmasına taraftarım. Türbanın yasaklanması insan haklarına aykırı olur. Ama kara çarşafın yasaklanması insan haklarına aykırı değil. Müslümanlar Almanya’da tehtit oluşturmuyor, Almanlar burada bizim özürlü çocularımıza, hastalarımıza bakıyorlar. Almanların hepsi Müslümanlara “tehdit oluşturuyor” gözüyle bakmıyorlar; bunlar çok anlayışlı insanlar bence. Almanların bizi tamamen kabul ettiklerine inanıyorum.

Betül Erdem (Öğrenci,17)
Bence burkanın yasaklanmak istenmesi yanlış. İnsan hakkı denen bir şey var, niye yasaklansın ki. Onlar da bizim ülkemizde istediği gibi gezebiliyor. Bizim de burada istediğimiz gibi gezme hakımız var bence. Ben de başörtülüyüm daha başıma yasak gibi bir şey gelmedi. Almanya’da burka yasağı gelmez gelmemeli de. Müslümanlar kesinlikle tehdit oluşturmuyor. Pro-Köln (Neonazilerin bir örgütlenme -nba) abartıyor her şeyi. Terörist falan diyorlar bize; tanısalar bilseler öyle değiliz biz. Müslümanları günah keçisi bellemişler.

Fethi (Gazeteci)
Burka insanlıkdışı, özellikle kadınların buna müsaade etmelerine anlam veremiyorum. Bazı kadınların burkayı özgürlük gibi görmelerini çok kınıyorum. Burkayı kadını yok etme simgesi olarak görüyorum. Burkanının kaldırılması bence kadına verilecek en güzel özgürlüktür. Aslen Gaziantep’liyim ama Konya’da yaşadım. Konya’da yaşayan insanların kadınların nasıl zorlandıklarını, kocaları tarafından nasıl baskı altında burka giydirildiğini gördüm, yaşadım. Burkanın Almanya’da özgürlük olduğunu kabul etmiyorum. Benim düşüncem Avrupa’da da Müslümanların uyması gereken kurallar var. Burka kadının özgürlüğü değil bence, kadının kısıtlanmış özgürlüğüdür.

* Bu yazı Yaşanacak Dünya’nın 4. sayısından alınmıştır.