Avrupa’da yaşayan göçmen emekçilerin sesi yasanacakdunya.net » Hayallerimizin dünyasından…
Posted: Temmuz 17th, 2010, by

Hayallerimizin dünyasından…

Hayallerimizin dünyasından hayallerimizin yüzyılına (*)

Egemenlerin kapitalizmin krizini bir fırsata çevirmesinin koşulu, emekçileri daha fazla yoksullaştırıp özgürlük yoksunluğunu derinleştirmesiyle mümkündür. Bunu yapabilmesinin yolunun kendisine yük olarak gelen işçi sınıfının tarihsel kazanımlarını budamaktan geçtiğini biliyor. Bu, emekle sermaye arasındaki çatışmayı daha da şiddetlendirmektedir. Sınıf çatışması, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi -yıllarca “refah miti” olarak yutturulan-, AB ülkelerinde de sert kapışmalara gebe olarak ilerliyor.
İşçiler sokakların tozunu alıyor.

İşçi sınıfı ve emekçilerin geleceğine ipotek koyan saldırı paketlerine karşı grev ve direnişlerle Yunanistan’dan başlayan kitlesel eylemler Avrupa’ya yayılmış durumda. İspanya, İtalya, Fransa, Macaristan, Romanya, İngiltere ve kısmen Almanya’da işçi ve emekçiler giderek daha sık biçimlerde sokağa çıkıyorlar. Sadece AB ülkeleri değil dünyanın birçok yerinde grev, direniş ve eylemler sokağın tozunu almaya devam ediyor.

Sınıfın bölükleri farklı ülke ve kıtalarda “Bizimde programlarımız var” diyor, bunları uluslararası sermayeye deklara ediyor! Her bir etabı sermaye tarafından belirlenen dönemlerden, hayallerimizin dünyasına doğru geçiş yaptı, şimdi sıra hayallerimizin yüzyılına ilerlemekte!

Çin’de, Toyota Motor’da, işçilerin ücret artışı istemli grevleri, düşük maliyetli işçi merkezi olma avantajının kazandığı rekabetçiliğini sarsma tehdidinin yanısıra, Toyota ve Honda’nın hisselerini düşürdü, dünya borsasının iniş çıkışını Yunanistan’daki beşinci genel grev etkiliyor! Bu aynı zamanda; sendikaların önderliğinde ya da onların sınırlarını zorlayarak yüz binlerle yapılan genel grev, gösteri, iş bırakma, miting, çatışmalar gibi direnişlerin de “take of“, en yüksek noktası.

Avrupa’da Genel Grev’in olası sonuçları
Tabanın baskı ve öfkesiyle, sendikalar önderliğinde tek tek ülkelerde yapılan Genel Grev’lerin sonbaharda Avrupa merkezli olana evrilmesi, ikili yönü olan, aynı zamanda kritik bir süreç. Sınıf ve emekçiler artık emeklerine denk düşebilecek somut kazanımlar, uluslararası sermayeyi şu ya da bu ülkede geriletmenin coşkusunu yaşamak istiyor. Tek tek ülkelerde olduğu gibi, Avrupa çapında olandan da, somut, elle tutulur bir kazanım çıkmayacağını, daha uzun soluklu direnişler gerektirdiğini hepimiz biliyoruz.

Evet önümüz sonbahar. Avrupa genelinde direniş çitlerini kaldıracak genel grev. Bu genel grevin yayacağı ruh hali, güçlü bir olasalık olarak, direnişlerde bir üst noktaya geçişi, daha ilerden bir uluslararası direniş sayfasını zorlayacak. Fakat, 1 güne sıkıştırılmış bir grevin sınıf içersinde kırılganlığı yaygınlaştıracak, grev ve direnişleri rutine bindirecek “Artık saldırıların hepsi yasallaştı. Geri çektirme olanağı yok” ruh halini derinleştirerek, eylemlere katılımların düzeyi giderek düşme olasılığını da yabana atamayız.

Hayallerimizin yüzyılına!

Sermaye, daha önceki saldırı yasalarını sürece yaymış, parça parça uygulamaya sokmuş, direniş alevini adım adım böyle cılızlaştırmaya çalışmıştı. Bunda başarılı da olmuştu. Krizlerini düzeyi bu gün buna izin vermiyor. Parça parça değil, ışık hızındalar ve gerilemekte istemiyorlar.

Avrupa çapında Genel Grevin, daha önceki saldırı yasalarının bütün direnişlere rağmen parça parça uygulanmasında olduğu gibi, ilerde yapılacak olası direnişlere bu kırılgan ruh halinin gölgesini düşüremesine izin vermemeliyiz! “Bizimde paketlerimiz var” diyenlerin eylemlerine hazırlanırken, kendi sınırlarımızı da parçalamalıyız! Eylemlerde, katılımcı, destekçi olmanın ilersine geçmeyi, giderek ileri çekici olmayı hedeflemeliyiz.

Sokaklara önce, 100 binler, ardından sayıları milyonları bulan işçi ve emekçiler hayallerimizin dünyasını yaşattı. Bundan sonrası, hayallerimizin yüzyılına doğru yürüyüş olacak! Sonbahardaki direnişlere hayallerimizin yüzyılı coşkusu ile yüklenmeye!

21. yüzyılın ilk onuncu yılı işçi sınıfından yükselen sesle çınlıyor. Sosyalizm güneşinin yeniden parlamasının önü açılıyor. Önümüzde ayaklanmaların ve sosyalizmin yüzyılı açılıyor. Daha 21. yüzyılın ilk çeyreğine doğru yol alırken bunun işaret fişeklerinin yükseldiğini söyleyebiliriz. Yeterki bu dalga örgütlü bir güçle buluşabilsin!..

(*) Yaşanacak Dünya’nın 7.sayısının başyazısıdır.