Avrupa’da yaşayan göçmen emekçilerin sesi yasanacakdunya.net » Kürt Halkına Özgürlük!
Posted: Temmuz 29th, 2010, by

Kürt Halkına Özgürlük!

Hrant dink‘in oğlu Arat Dink, babası ile ilgili bir panelde yaptığı konuşmasına, şövenizmin insan ruhunda yarattığı dinmeyen kanamayı anlatan bir anısı ile başlamıştı. Yaklaşık olarak şunları anlatmıştı. “Evlendiğimizde eşimin anneannesi bize bir Türk bayrağı hediye etti. Ömrünün son demlerindeki bir insanı kırmak istemedim, fakat böyle bir hediye beni çok kızdırmıştı. Hediyesi reddedilince ağlayarak anlatmaya başladı. “6-7 Eylül Ermeni katliamından Türk komşularımızın verdiği ve eve astığım bu bayrak sayesinde ölmekten kurtuldum. O gün bu gündür hep sandığımda bir Türk bayrağı saklarım. Bir gün mutlaka sizede gerekli olacak

Dün 6-7 Eylül Ermeni katliamı, bu gün İnegöl‘den sonra Hatay‘ın Dörtyol ilçesinde, Kürt hareketinin yaptığı eylem bahanesiyle, kirli savaşın yarattığı yıkımın sonucu metropollere göç etmiş Kürt emekçiler, evlerine Türk bayrağı asmayanlar ve Kürt’lere sayısını unuttuğumuz kez linç seferleri düzenleniyor. Silahlı saldırıya uğruyorlar, evleri, işyerleri, arabaları yakılıyor. BDP Dörtyol Şubesi yakıldı, BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş Erzurum Havaalanı‘nda saldırıya uğradı, Kars‘ın Digor İlçesine bağlı Dağpınar Belediye Başkanı Ayhan Erkmen, BDP Selahattin Demirtaş’ı uğurlayıp geri döndükten sonra Sanayi bölgesinde bir grubun taşlı saldırısına uğradı. Bunların hemen ardından, yeni linç gürühları marifetleri duyacağımız bir gerçek.

BDP Dörtyol İlçe Başkanı Halil Baybaris gerginliğin hadsafhada olduğunu belirterek, çığlık çığlığa “Partimize yönelik bir saldırı oldu. Partimizi yaktılar. Ayrıca çarşı merkezinde Kürtlerin işlettiği kahvelere ise motolofkokteyli atılarak yakıldı. Şu an kaygılıyız. Bizi korumakla olan polis ise telefonlarımıza cevap vermiyor. Şu an burada bulunan hiç bir Kürdün can güvenliği yok. Hepimiz kaygılıyız” diyor.

Dörtyol’da saldırıya karşı, Kürtlerin yaşadığı mahalleye MHP‘li faşistlerin baskın yapacağı haberi alınınca, saldırı sadece onların sorunuymuş gibi, bir başlarına semtlerine barikatlar kurdular, direniyorlar. Serhıldan çağrıları yapılıyor.

Yine alışık olunan biçimiyle, başka illerden Kürtler sokaklara inecekler, kalanlarımız belkide birkaç basın açıklaması mı yapacağız?! Ta ki, yeni bir linç haberi duyuncaya dek!

Neden, ne uğruna
İçişleri Bakanı Beşir Atalay‘a bakarsanız bunlar; “Anayasa referandum sürecini baltalamaya yönelik provakasyonlar”. Oysa bilinir, sorun bu denli “” değil! Düğmeye basılmış gibi ardı ardına yaşan linçler, kirli savaş konsepti bütünlüğünün parçaları. Bir yandan kirli savaşta yeni kanlı sayfaları ile “Açılım” sahtekarlığının iç içe yürütülmesi sonucu, “kırıntıları verip”, Kürt Halkının tümden tasfiyesi ile “dünyalarının alınması”…

Linçler; sınır ötesi ve içi operasyonlar, gerillaların kulaklarını kesip, gözlerini oyan, ölü kadın gerillalara tecavüz edebilen savaş manyağı Özel Ordu’ların taburlara yeniden dizilmesi, Karadeniz’e fındık toplamaya giden Kürt emekçileri “Nazi Kampları” oluşturarak etrafında güvenlik duvarları örülmesinin devamı niteliğinde. Üstelik Güvenlik Bilgi Taraması (GBT) kontrolünden geçirilenlerden GBT kayıtları “temiz” olmayan ile nüfus cüzdanı bulunmayan Kürtler bu kamplara da alınmayacak. Bunun da dış halesi var.

Sorun onlar açısından kirli savaşın akıttığı kanlar, durmadan gelen asker cenazeleri değil! Türk Genelkurmayı, Kürt Halkının linç edilmesinde kullandığı asker cenazelerini hiçbir zaman “Türkiye’nin stratejik öncelikleri” arasında saymadı. Her ağızlarını açtıklarında “Basra-Hazar havzası petrol ve özellikle de doğalgaz yatakları ve bunların Türkiye üzerinden dünya pazarlarına güvenli biçimde aktarılması, enerji güvenliğini” stratejik öncelikleri arasında saydılar. Sömürü cenneti Güney Kürdistan ve Türkiye arasında ticaret hacmini 20 milyara çıkarmak, ortak serbest sömürü bölgesi oluşturarak yatırımlara güvence almayı “Stratejik öncelikleri arasında” saydılar.

Kardeşlik bilinci köprüsü
Kürt halkına yönelik saldırganlık, şovenizm ve milliyetçilik üzerinden yükselen linç girişimleriyle derinleştirilmek isteniyor. Kanlı senaryolar deneniyor, denenmeye de devam edilecek. Bu onların konsepti. Ya bizler?! Tüm işçi ve emekçiler, ilerici ve devrimci güçler olarak, faşist kudurganlığın karşısına birleşik bir tarzda dikilmeli, “İşçilerin Birliği-Halkların Kardeşliği” şiarını yükseltmeli, her düzeyde hesap sormalıyız! Emeğin kardeşlik köprüsünü kurmakta yeni enternasyonal örnekler yaratmalı, Kürt halkına karşı yapılan linç girişimlerine yanıt veren her türlü eylemliliğin önünde olmalıyız!