Avrupa’da yaşayan göçmen emekçilerin sesi yasanacakdunya.net » İnsanlığın bittiği Robotski!
Posted: Ocak 15th, 2012, by

İnsanlığın bittiği Robotski!

Robtski katliamının ertesinde Almanya‘dan Şırnak‘a giden milletvekillerinden oluşan heyet, dönüşlerinde NRW Parlamentosunda basın açıklaması yaptılar. Yaşanacak Dünya‘nın da davet edildiği basın açıklaması sonrasında yaptığımız röportajı yayınlıyoruz.

Ali Atalan Biz Robotski katliamının yapıldığı köye gittik. Ben, Hamide ve Alman arkadaşımız Robert, Sol Parti olarak, katliamın hemen ardında BDP‘nin çağrısı üzerine bir heyet olarak gittik..  Orada hem katledilenlerin akrabaları ile hem de Katliamdan kurtulanlarla kapsamlı görüşmeler yaptık. Onun dışında Şırnak Barosu, İHD ve BDP ile görüştük. Bizim bu (ziyaretimizde) görüşmelerden çıkartığımız sonuç, Robotski’de yaşanan olayın bilinçli yapılan bir katliam olduğudur. Kürt halkına verilen bir mesajdır. Kürt halkını korkutma amacıyla yapılmıştır. Gerek katliam öncesi gerekse de katliam sonrasındaki hükümet yetkililerin açıklamaları Genelkurmayın açıklamaları bu katliamın bilinçli ve planlı gerçekleştirdiğine işaret ediyor. Bunun için bence yeterince deliller vardır. Bundan daha önemlisi bence AKP Hükümeti‘nin Türk soluna yönelik tutumudur. İşte Kürt hareketinin bitirilmesi gerektiğini, kesinlikle taviz verilmeyeceğini, hava ve karadan operasyonlarının devam edeceğinin  ve bunda kararlı davranılacağının mesajıdır bu. Bu da bana göre bundan daha vahim katliamların gerçekleştireceklerini gösteriyor. Buna herkesin hazır olması lazım.

Gerek Türkiye‘de gerek Kürdistan‘da gerekse de uluslararası alanda tüm demokrat, ilerici, hümanist kurum kuruluşların, hareketlerin barış hareketinin devreye geçmesi gerekiyor. Bizim burdan hem hukuki, hem siyasi hemde bana göre Kürt halkıyla dayanışma amaçlı bir barış hareketinin ortaya çıkması gerekiyor. Hem uluslararası dayanışma hukuk çerçevesinde yapılacak işler vardır. Hem de orada katliam yapılarak işlenen insanlık suçu karşısında tutum alınmalıdır. Bunun için bir dayanışma hareketinin bir barış hareketinin ortaya çıkması gerekiyor. Türkiye’de emekçileri, demokratları ve ilericileri içine alan bir hareketin çıkması gerekiyor. Uluslararası alanda da özellikle Almanya’da bu barış hareketinin Kürt halkıyla dayanışma yaratması gerekiyor.  Bizim dileğimiz budur. Tabiki uluslararası alanda bu katliamların hukuki çerçevede girişimlerin yapılması gerekir. Almanya’da gerek Federal Parlamento‘da, gerekse eyalet parlamentolarında üzerimize düşeni yapacağız. Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyinde, Birleşmiş Milletlerde de yapılması gereken şeylerin olduğunu düşünüyoruz ve bunları zorlayacağız. Bu katliamın hesabı verilmelidir. Bana göre AKP kendi politikasını bu konuda berraklaştırmıştır. Kürt siyasi hareketine karşı imhacı bir politika izlemekte beraklaşmıştır. Bu da yüzbinlerin katledilmesi anlamına da geliyor. Bunun önünü almamız gerekiyor. Bunun için de hepimizin birlikte hareket etmesi gerekiyor. Başka bir alternatif görmüyorum şahsen. Burada da demokratik siyasi bir hareketin oluşması gerekir. Bu zaten Türkiye’de var ve bu aynı zamanda daha da güçlendirilmelidir. Onun benzeri burada da oluşturulmalı. Benim kısaca düşüncelerim bunlar.

Hamide Akbayır: “İnsanlığın bittiği Robotski!”
Biz yapılan Robotski katliamını yerinde görmek ve yapabileceklerimizin neler olduğuğunu tesbit etmek için hızlı bir şekilde oluşturulan bir heyetle gittik. Buradan oraya gitmek gerçekten çok iyi oldu. En azında onlara moral vermek, onların yanında olduğumuzu hisettirmek, onların yalnız olmadığını hissetirmek için de oradaydık. Gerçekten oradaki insanların yaşadığı faciayı anlamak onların dilini anlamasan da yaşadıklarını anlayabiliyorsun. Yanımızda Alman bir arkadaş vardı. “Bu insanların dilini anlamasam da yaşadıklarını çok iyi anlıyorum. Gerçekten insanlığın bittiği, insanlığın ayaklar altına alındığı noktadır bu” dedi Bu konuda mutlaka sizlerin de bilgisi vardır. Ben daha çok ne yapmak gerekir onlar üzerine konuşmak istiyorum. İlk etapta bu konuyu uluslararası arenaya taşımak istiyoruz. Bu son işlenen insanlık dışı katliamın daha yankı uyandıracağını düşünüyorum. Üzerimize düşen sorumluluklar çok fazla, işimiz çok fazla. En azından 6 aylık bir çalışma programı çıkartmamız gerekir. Örneğin, Almanya Parlamentosunu zorlayacak soru önergeleri vermek. Almanya’nın Türkiye’ye silah satıp satmadığını, satıysa ne zaman ve nerede sattığını ortaya çıkartan soru önergesi vermek. Almanya İnsan Hakları Komisyonu, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na katliamla ilgili bütün bilgileri ulaştıracağız ve hepsi kendi cephelerinden zorlayacaklar.

Amerika‘dan da belli kurumlar üzerinden bu sorunu gündemleştireceğiz. Çünkü Amerika’da Türkiye’ye silah satıyor. Bunların ortaya çıkartılması ve her yerde belli basınç yapplmak zorunda. Yani Türkiye bir savaş suçu işliyor. Bunun için AKP Hükümetine karşı savaş suçu işlediği için dava açmak istiyoruz. Ayrıca Türkiye bundan önceki bombalamada da kimyasal silahlar kulanmıştı burada da kimyasal silahlar kulandığı için suç duyurusu yapılacak. Ayrıca Almanya’da bulunan Kürt kurumlarıyla çalışmak gerekiyor, tanınan demokrat aydınlarla çalışmak gerekiyor. Burada Kürt kurumlarına da büyük sorumluluklar düşüyor. Yine çok önemli olan hep birlikte bu katliamlara dur demek gerekiyor. Bu dava herkesin davası olmalı(dır.) Ayrıca önümüzdeki günlerde bir Araştırma komisyonu oluşturacağız. Bu komisyonun içinde Avukatlar, insan hakları savunucuları, kimyasal silahlar üzerine araştırmacılar gibi sivil toplum örgütleri temsilcilerinden oluşan bir grup çalışması oluşturulacak. Buna Türkiye’den de katılımcı olmalı. Ülke cephesinde BDP’nin öncülüğünde özellikle kimyasal silah kulanıldığını açığa kavuşturmak gerekiyor. Bunun uluslararası ayağını da bizler burada oluşturacağız. Önümüzdeki dönemde Newroz var ve Newroz’da da bir heyet göndermek istiyoruz. Bu konunun gündemden düşmemesi gerekiyor.

Ali Atalan: Kürt halkına karşı ülkede verilen savaşın baş sorumlusu NATO‘dur. Türkiye’de bir NATO üyesidir. NATO’nun bir iç anlaşması vardır. O da herhangi bir NATO ülkesine karşı savaş açılırsa NATO üyeleri hep birlikte o ülkeye savaş açar. Şimdi, Türkiye’ye göre Kürt Halkı Türkiye’ye karşı savaşıyor. Bunuda bütün dünya kamuoyununa böyle açıklamıştır. Dolayısıyla burada Avrupa Birliği nezdinde PKK terör listesine alınmıştır. Almanya’da PKK yasağı konulmuştur. Türkiye’ye her türlü silah ihraç etmektedir. Ve hatta kendisi de bizat bu savaşta yer almaktadır. Bu katliamda ve gelecekteki olası katliamlardan AB ve NATO sorumludur. Burada AB’ye ve NATO’ya karşı da durmak gerekiyor. Bizler de hukuki boyutuyla elimizden geleni yapacağız. Tekrar yapmış gibi olacak ama önemli olan şudur; hukuki ve siyasal boyutuyla Kürt halkı ile dayanışmayı herkes kendi alanında yapması gerekenleri yapmalıdır. Ayrıca ABD’nin de bu katliamlarda büyük rolü vardır. Kürt halkına karşı Türk devletine büyük destekler vermektedir. Tabiki sonuçta bunlar çıkar temelinde işleyen yürüyen ilişkilerdir. Bizim temenimiz sorunlarımızı barışçıl teme lerde adil ve demokratik temelde diyalogla çözmektir. Bu savaş bu şekilde devam ederse daha on binlerin, yüz binlerin ölümü demektir. Bunda Türk halkınında çıkarı yoktur. Türk halkının da bu konuda uyanması gerekir, hassasiyet göstermesi gerekiyor. Çünkü bu savaşlarda egemen güçlerin çıkarı vardır. Halkların bu konuda birlik olup dayanışma içinde olmaları gerekir. Soru: Avrupa’dan çözüm konusunda nasıl bir beklenti içerisindesiniz? Dayanışma gruplarının oluşturulması nasıl olacak?

Ali Atalan: Vietnam savaşının başarısı sadece Vietnam halkının başarısı değil. Asıl olarak uluslararası dayanışmayla sağlandı. Dışarıdan gelen güçlerle başarıldı. Bana göre bir benzerlik vardır. Uluslararası bir dayanışma hareketi şu anda olmazsa da, Kürt halkının, tarihi, dili varlığı inkar edilmiştir ve bir hareket çıkmıştır ortaya. Şimdi bu hareket halkıyla birlikte, parçalanmayıda değil birlikte yaşamayı da savunuyoruz. Yani ortak bir coğrafyada sınırların olmadığı, bütün halkın barış ve kardeşlik içinde yaşıyabileceği bir devlet çatısı altında birlikte yaşamayı esas alan bir hareket var. Buna rağmen Türk devleti bütün askeri güçleriyle Kürt halkının üzerine gitmektedir. Politikacılarını, avukatlarını,  gazetecilerini tutuklamaktadır, gençlerini çocukları dahi gözünü kırpmadan öldürmektedir. Hatta bununla da sınırlamadan Kürt halkına şu ya da bu şekliyle destek veren Türk aydın, yazar kesimleri de tutukluyor. Bunun için bana göre Avrupa’da özellikle de Almanya’da bir dayanışma hareketi oluşturmak gerekiyor. Bu dayanışma hareketi içinde değişik alanlarda yani barış hareketi, sosyal dayanışma hareketi hukuki dayanışma hareketi, yani değişik alanlarda bir dayanışma hareketi ve destekleme hareketi çıkmalı, yani Kürt halkıyla dayanışma ve destekleme hareketi ortaya  çıkmalı. Bunun ortaya çıkması gayreti içersinde olmalıyız… Avrupa ülkelerinin, maalesef öyle diyelim, Kürt sorununun çözümünden hiçbir çıkarı yoktur. Bu da demek oluyorki bu savaş yürüsün, çünkü onların bu savaştan çıkarı var. Çünkü hiç biri bu sorunun demokratik ve barışçıl bir şekilde çözümüne taraftar değildir. Hatta bu savaşta Türkiye’ ye destek sunmaktadır. Bununla da yetinmiyor kendi içinde Kürt hareketini terörize etmektedir. Tututlamalar yapmaktadır. Yani buna karşı halkların, demoratik ilerici kitlelerin buna karşı duyarlı hale getirilmesi gerekmektedir. Bu istediğimiz hareketin içine çekilmesi gerekiyor…  Esas amaç bu olmalıdır. Yalnız bu amaç sadece kürt hareketinin görevi değil, Türkiyedeki, sol, demokratik,  hümaniter hareketlerin de işidir…

Hamide Akbayır: Ben de biraz pratik boyutuna değineyim. Biliyorsunuz globalizm terimi ortaya atılmış. Globalizm çerçevesinde Kürdistan’ı yeniden dizayn etme çabaları var. Aslında bu tüm bölgeyi kapsayan yani Arap ülkeleri ortadoğu ülkelerini de içine alan bir proje. Projenin sahipleri ABD, AB, NATO’ dur. Bu çerçevede Kürtler kurban edilmek istenmektedir. Konunun diğer boyutu buna karşı neler yapabiliriz. Avrupa’da aslında bir çok şey yapılabilinir. Önemli olan bu katliamı sürekli gündemde tutmak. Unutulmaması gerekiyor. Bunun için de tüm Kürt kurumları Alman sivil kurumlarıyla birlikte sempozyumlar toplantılar çeşitli aktiviteler vb. düzenlenmesi gerekir. Biz gittik gördük. Katliama uğrayanların acısını hissettik ama işte bunun unutulmaması sürekli gündemde tutulması için birlikte  hareket edilmesi lazım. Uluslararası areneya konunun taşınması lazım. Çünkü Türkiye aldığı Uluslararası destekten güç alarak saldırıyor. Çözümsüzlük yaşayan Kürt sorunu sadece Türkiye’nin sorunu olmaktan çıktı. Uluslararası destek var. Silahını Türkiye’ye satıyor, lojistik destek veriyor. Mesela AB ülkeleri Türkiye ile onun AB’ye girmesi için elele vermiş. Kürdistan’da Bayer firmasının bir şeyini kurmak istiyorlar. Yani çeşitli planları var. Petrol bölgelerinde petrol firmaları kurma planları var. Elbette Avrupa ülkeleri AB’ye katmayı düşündükleri Türkiye’nin seviyesini kendi seviyelerine yaklaştırmaya çalışıyorlar. Ama Avrupa ülkeleri Türkiye’de insan hakları ihlallerinin olduğunu görmüyorlar. Veya görmek istemiyorlar. Çıkar çerçevesinde davranıyorlar. Kürtleri bu şekilde görmezden gelme hakları yok. Bunu onlara söylemek lazım. Yükselen Kürt mücadelesi karşısında Türkiye en yüksek teknolojili silahlar uçaklar alıp kullanmaktadır. Savaşın kızışacağını ve bizi daha zor günlerin beklediğini bilmeliyiz. Bu BDP tarafından sürekli dile getirilmektedir. Aynı zamanda Türkiye’yi demokratikleştirecek içerikte konuşmalar yaptılar. Yine bu tablonun BDP’nin bu politik tavrının buradan görülmesi ciçin destek olmamız gerekiyor. Tabii BDP daha çok Türkiye ayağında bunu gündemleştiriyor Ali arkadaşın da belirttiği gibi. Bizim buralardan bu konuyu Uluslararası boyutta gündemde tutup Türkiye gibi faşist bir ülkeyle Türk-islam sentezine dayanan bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu açıklamamız gerekir. Bu anlamda uluslararası desteğin önemini belirtmek istiyorum.

Soru: Biraz da Robotski katliamını birebir yaşayan oradaki Kürt halkının psikolojisi hakkında bilgi vermenizi istiyorum. Oradaki halk bunu doğrudan yaşadı. Genç yoksul sıradan insanlar katledildi. Üstelik yılbaşı öncesinde oldu bu. Siz gittiniz gördünüz. Olayın Kürt halkının psikolojisi üzerindeki etkilerine ilişkin sizde ne gibi izlenimler oluştu?

Hamide Akbayır: İzlenimim çok çok kötüydü. Acılarını hissettik. Ama o insanların nasıl dimdik ayakta durduklarını da gördük. Biz onlara cesaret verecekken aslında onlar bize cesaret verdiler bu duruşlarıyla. Öbür taraftan ateş düştüğü yeri yakıyor. Kürt halkı bunları sürekli yaşıyor. Gene de bu son katliamda gencecik insanların öldürülmesi aynı zamanda yılbaşının hemen öncesinde olması acının da daha büyük olmasını getirdi. Türkiye’nin diğer yerlerinde yılbaşı eğlence programları düzenlenirken orada katliam yapıldı. Türk medyasının bu noktadaki tavrı gerçekten insanlıktan ne kadar çıktıklarını gösteriyor. Bu noktada insanların anlattıkları mesela bir tazminat meselesini ortaya attılar, onu konuşuyorlar. Sanki tazminatı yükselterek o insanların acılarını dindirecekler. Ölen insanların yaşamları geri gelecekmiş gibi sanki. Orada bir grup insan, katliamda yakınları ölen 3-4 aileden bir grup BDP binasında “Biz tazminat filan istemiyoruz, çözüm istiyoruz” şeklinde açıklama yaptılar. Bu gerçekten önemliydi bizim için. Bunu okumamış kadınlarımız söylüyor. Okumamışlar ama yaşıyorlar. Yaşamak en güzel üniversitedir. Yaşayan insanlarla konuştuk. Onlar birlikte hareket edecekler, tazminatlar konusunda. Bizim verdiğimiz mesaj da tüm Kürtlerin tek vücut davranmaları. Biliyorsunuz orada koruculuk da yaygın. Fakirlik insanlara bazen istenmeyen şeyler yaptırabiliyor. Bunun önüne geçilmesi gerekiyor. Ama oradaki insanlar bilinçli. Erdoğan’dan davacılar ve tazminat ödenmesi önerisinin onlara kurşun sıkmak anlamına geldiğini düşünüyorlar, saygısızlık temelinde ele alıyorlar bu konuyu. Türkiye’ye Erdoğan’a karşı dava açma girişimi olacak yakınlarını kaybeden insanlar. Bu girişimlerini biz destekleyeceğiz.

Ali Atalan: Aklıma geldi, bir şey ekleyeyim. Dikkatimi çekmişti, “Ne mutlu Türküm diyene “yazan pankart var Şırnak’ta. Bir yandan ezilen sömürülen bir halk diğer yanda askeri ve polisiyle sömürgeci bir güç gerçekliği var. Kaçakçılık kavramı üzerine bir şey söylemek istiyorum. Sanki sınırları aşan yasadışı alışveriş yapan insanlar var kaçakçılık yapıyorlar bu yüzden onların vurulması meşruymuş gibi kullanılıyor bu kavram. Böyle kullanılması doğru değil. O insanların sınırın ötesinde akrabaları var ve aralarında ihtiyaçlarını karşılamak için alışveriş yapıyorlar. Bu olgu onyıllardır yüzyıllardır var. O halkın duruşuyla ilgili de bir şeyler belirtmek şstiyorum. Gerçekten Kürt halkı politize olmuş bir halktır. Kendi kimliğine kültürüne diline mücadelesine özgürlüğüne sahip çıkan bir halktır. Çocuklarını kaybetmiş fakir bir halk olmalarına rağmen dünyayı verseler biz kabul etmeyeceğiz diyorlar. Biz bir halkız biz özgürlük adalet istiyoruz. Onların bu duruşunu biz gördük. Ama devlet onların yoksulluğunu kullanarak ellerine silahı veriyor git kardeşini vur diyor. Koruculuk sistemini kastediyorum, bu bile insanlık suçudur. Bırakalım kimyasal silah kullanmak gibi savaş suçlarını, insanların fakirliğini fırsat bilip eline silah vererek git kardeşini vur demek başlıbaşına bir savaş bir insanlık suçudur. Ama ben inanıyorum ki bu halk bunu kabul etmeyecektir. Teşekkür ederim.

Biz teşekkür ederiz.